Güven sorunu

Haberin Devamı

Her derde deva “Renksiz Anayasa”mız, elbette türbana bir çare getirecektir!

Prof. Özbudun başkanlığındaki bilimsel heyetin hazırladığı taslağın içerdiği önerilerden en tutulanı şuymuş:

Türban konusu “hizmet alan, hizmet veren” ayrımına dayalı bir çözüme oturtuluyor ve öğrencilerin “hizmet alan” tarafında olduğu belirtilerek yasağın anayasaya konulacak şu hükümle aşılması öngörülüyor:

“Kimsenin kılık kıyafeti nedeniyle eğitim hakkı elinden alınamaz!”

İyi ama Anayasa Mahkemesi üniversitelerde türbanı serbest bırakan yasayı “Anayasa’nın değiştirilemeyecek hükümleri arasında yer alan laiklik ilkesine aykırı” bularak iptal etmemiş miydi?

Bu iptal kararına AİHM katında yapılan itiraz, konulan türban yasağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı bulunmadığı için geri çevrilmemiş miydi?

O kararlar ne olacak?

Belli ki iktidar tarafından, Anayasa Mahkemesi’nin laiklik ilkesine aykırı bulduğu bir eylem, yeni norm olarak Anayasa’ya dahil edilecek, ortaya çıkan çelişki, hukuk devleti ihlâli pahasına türban yasağını dolanmak amacıyla kullanılacaktır!

Salam politikası

Bu bir çözüm müdür, göreceğiz.

Ama seçimlerin bize öğrettiği bazı gerçekler, türban yasağı kalktığı takdirde üniversitede okuyan kızları türbana sokmak için iktidar bağlantılı kuruluşların neler yapabileceği hakkında fazlasıyla aydınlatmıştır.

Türban yasağı üniversitedeki kızları baskılara karşı koruyor. Bu gerçek çok önemli ama unutuluyor, unutturuluyor. “Yasak var, bağlayamam” diyen ve dinci örgütlerin baskısına direnen kızların yeni durumda savunma gerekçesi kalmayacaktır.

Baskıya paralel olarak cemaatler, seçimde dar gelirlilerin oylarını avlamak amacıyla kullandıkları fonların bir kısmını üniversitedeki kızları örtünmeye özendiren parasal teşvikler için kullanacaklardır.

Sonra?.. “Salam politikası” yürütülüyor; en sonunda türbanı ile okumasına izin verilen kızların kamu kuruluşlarında niçin başları örtülü olarak çalışmalarına izin verilmediği sorulacaktır.

Diplomadan sonra?

O meseleyi çözecek gerekçe de bugünden hazırdır:

“Kimsenin kılık kıyafeti nedeniyle çalışma hakkı elinden alınamaz!”

Türbanla okumasına izin verilen üniversiteli kızların diplomalarını alacakları gün türban sorununun çok daha karmaşık ve baskıcı bir havada gündemimize döneceğini göreceğiz.

“Sonrası Allah kerim” diye yaklaşmamak lâzım bu meseleye. Türban sorunu tartışılırken her ihtimali sormak, her cevabı tarihin kaydına almak gerekiyor.

Başbakan’ın değişimi ve gerçekçiliği etkiliyor hepimizi ama Türkiye’ye yakıştırılan “Ilımlı İslâm Rejimi” nitelemesi karşısındaki tepkisi hiç güven vermiyor.

Başbakan malûm “İslâmın ılımlısı, aşırısı olmaz. İslâm İslâmdır” demişti.

“Türkiye bir din devleti değildir, olmayacaktır” dememiştir.

İlk fırsatta böyle demesini bekleriz!

DİĞER YENİ YAZILAR