Güven meselesi

Dindarlıkla siyasal İslâm iki kutuptur. Laiklik dindarlar için ne kadar koruyucu ise öbürüne o kadar hasımdır

Haberin Devamı

Dindarlıkla siyasal İslâm iki kutuptur. Laiklik dindarlar için ne kadar koruyucu ise öbürüne o kadar hasımdır.

AKP önderlerinin yanlışı şurada: Cumhuriyet değerlerine bağlı kitlelerin, kendilerine dindar oldukları için muhalefet ettiklerini zannediyorlar. Çok yanlış..

Muhalefetin sebebi, dini değerleri ve cemaat, tarikat gibi dini örgütleri siyasi amaçlar için kullanmaları, devleti de dönüştürmekten çekinmediklerini gösteren kadrolaşma çabalarına yoğunlaşmalarıdır.

Laikliğin saygı görmediği bir zeminde demokrasi de olmaz.

Tayyip Erdoğan’ın bir vakitler demokrasiyi tramvaya benzeten sözünü kimse unutamıyor. Cumhuriyetin son kalesi, demokrasinin de son durağı olmasın. Dert bu...

Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül dün halka sesini duyurmak için çırpınıyordu:

“Cumhuriyete, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti ilkelerine özde bağlı biriyim...”

İşe yarayacak mı, bilmiyorum.

Ahlâki boyutu
“Cumhuriyet döneminin sonu geldi. Laik sistem başarısız oldu. Ve biz bunu değiştirmek istiyoruz” diyen 15 yıl önceki Abdullah Gül değildir şimdi.

Ama öteki partilerle uzlaşma aramakta olduğu gibi laik rejime bağlılığını bu kadar açık biçimde ilân etmekte de geç kalmıştır. AKP’nin üç büyükleri arasında en ılımlısı bilinmesine rağmen zorlanması bunu gösteriyor.

Aslında mesele tek başına Gül değildir. Sorunun asıl muhatabı partidir.

Gül’ün sarfettiği o parlak sözleri Tayyip Erdoğan’ın ağzından işitmediği sürece toplumun şüpheci kesimi tatmin olmayacaktır.

Wall Street Journal Gazetesi dün, mahkemeye gitmeye hazırlanan laik cephenin hukuki ve ahlâki olarak Gül’ün adaylığına karşı çıkma hakkı bulunmadığını yazdı.

Hukuki olarak tartışılabilir ama ahlâki açıdan yükselen itirazların haklılığı vardır. Neden?

Niye kayboldu?
Bir din bilgini olan HYP Genel Başkanı Prof. Yaşar Nuri Öztürk şunu dedi:

“Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakanlık... Siyasi İslâm üzerine siyaset yapmış, bu nedenle 3 partisi de kapatılmış zihniyetteki 3 şahsiyet, devletin 3 temel noktasında oturuyor olacak...”

İşte mesele.. Değişim, uzlaşı; hepsi tamam ama Prof. Öztürk’ün bu dediklerini ne yapacağız?

Anayasa’nın 367 koşulu bunun için mi var; bugün anlayacağız.

Meclis Başkanı Arınç inkâr ediyor olsa da Abdullah Gül’ün bu sayıyı bulma çırpınışları, tehlikeyi ciddiye aldıklarını gösteriyor.

Beni en şaşırtan olay, Başbakan Erdoğan’ın aday diye kucakladıktan sonra “Haydi göster kendini” diye Gül’ü denize atmasıdır.

Siyasette kardeşlik yok.
Abdullah Gül’ün Çankaya’nın kapısından dönmesi Başbakan’ın derdi değildir.

Genel seçimde bunu da sömüreceği ve sonraya kalacak cumhurbaşkanı seçimi kendisine yeni fırsatlar sunacağı için hoşuna bile gidebilir!

DİĞER YENİ YAZILAR