Güven ceremesi

Haberin Devamı

Sınavın üstüne öylesine kötü bir leke düştü ki, korkarız bunu iptal edip yenisini yapmaktan başka çare kalmayacak.

Yıkılan güven duygusunu ayağa kaldırmak pek mümkün görünmüyor çünkü.

Yükseköğretim Geçiş Sınavı’na 1 milyon 700 genç katıldı. Bu çocukların hile yapılmadığına ikna edilerek ikinci sınava motive edilmeleri kolay mı?

Hele güvenilmeye lâyık kurumların sayıca hızla azaldığı şu ortamda...

İkna çabaları işe yaramıyor.

Ankara C. Başsavcılığı’nın kopya iddialarına el koyarak KPSS’deki rezaleti ortaya çıkaran uzman polis ekibini göreve çağırması elbette iyi bir şey.

Ama o da ne?.. Cumhurbaşkanı Gül aynı saatlerde bir dış geziye çıkarken havalimanında şu açıklamayı yapmaktadır:

“ÖSYM Başkanı’nı arayıp bilgi aldım. Aldığım bilgiler beni tatmin etti!”

Yukarıdan böyle bir yönlendirme geldikten sonra savcıda ve hileyi çözmek için çağırdığı polislerde ne kadar heves kalmış olabilir?

İktidar sahiplerine ters düşmenin tehlike taşıdığı bir ülkede yaşıyoruz. Savcı da uzman polisler de şimdi şöyle düşünecektir:

“İktidar bu işin uzatılmamasını istiyor herhalde. Öyle olmasa Cumhurbaşkanı kendisine bağlı Devlet Denetleme Kurulu’nu göreve sevkeder ve ‘Ben tatmin oldum’ demezdi...”

ÖSYM Başkanı’nın şüpheleri ortadan kaldırmak amacıyla TÜBİTAK’ı devreye soktuğu bildirildi dün.

Peki TÜBİTAK temiz raporu verse, işe yarayacak mı? Buna emin olmamak lâzım.

Unutulmamalı ki AKP iktidarının üniversitelerden önce vesayeti altına aldığı bilimsel kurum TÜBİTAK’tır.

2003 yılından başlayarak kurumun başkanı ve 12 kişilik bilim kurulu, yargının uyarı sayılacak kararlarına rağmen değiştirilmiş kadrolaşmanın yakıcı rüzgârı, yemekhane bölümünde çalışanları bile tasfiye etmiştir.

Toplumun güven duyduğu kurumlara zarar vermenin ceremesi vardır. Keşke cezasını yanlışı yapan siyasetçiler ödese.

Ama öyle olmuyor. İki milyona yakın genç ve aileleri günlerdir endişe ve öfke içinde.

Cumhurbaşkanı tatmin oldu diye ikna olmaz bu insanlar.

İtirazlarını geri almaya da zorlanamaz.

Şifrelemenin hiçbir soru kitapçığında işe yaramadığını ÖSYM’nin ispat etmesini dileriz.

Bu mümkün olamadığı takdirde KPSS sınavında olduğu gibi bu sınavın da iptal edilip yenisinin yapılmasından başka çare yoktur.

Zorlamalar batağı derinleştirmekten başka işe yaramayacaktır.

Ön seçimden ne çıktı?

CHP 29 ilde liderin seçtiği kişilerle değil parti tabanının istediği adaylarla seçime girecek.

Pazar günü bu amaçla yapılan önseçime katılım büyük oldu. Genel Başkan Kılıçdaroğlu haklı olarak övnüyor:

“Demokrasiyi biz bu ülkeye getireceğiz. Parti içi demokrasiyi de getireceğiz. Onda da kararlıyız. 29 ilde önseçim yaparak bir başarıya imza attık. Ortaya çıkan sonuçlar şu:

Türkiye değişim istiyor.”

Kılıçdaroğlu bu sonucu nereden çıkarmıştır?

Çünkü partinin üyeleri pek çok yerde yeni insanları ön sıralara taşımış, bir çok milletvekiline ise yeniden meclise girme kapısını kapatmıştır.

Bu tercihin yerindeliğini tartışmak kimsenin haddi değildir. Nitekim parti lideri de parti tabanının, elindeki yetkiyi doğru kullandığına inandığını yeteri açıklıkla anlatıyor.

Ve bu şekilde taahhüt altına giriyor.

Türkiye’nin değişim isteğine öteki 52 ilin adaylarını genel merkezde seçerken nasıl cevap verecek; kıstaslarını saptaması gerekecek.

CHP tüm aday listelerini keşke parti içi demokrasinin yanılmaz ruhuna emanet edebilseydi!

DİĞER YENİ YAZILAR