Demokrasimizin iktidara alternatif üretme kabiliyeti dumura mı uğradı?
Hayır, sorun bence muhalefette...
AB ülkeleri büyükelçilerine “onlarca reforma karşın Türkiye 10 yıl öncesinden daha demokratik değildir. Yargı daha bağımsız, basın daha özgür değildir” diyen CHP lideri bir gerçeği ortaya koymuştur.
Ama bütün gerçeği bu sözler ifade etmiyor.
Financial Times gazetesi de dün Başbakan Erdoğan’ın Doğan Medya Grubu’na reva gördüğü muamelenin kişisel bir kan davasını aştığını, yok edici vergi cezasının yabancı yatırımcıları huzursuz ettiğini yazıyordu.
Garip ama Türkiye’nin AB kalitelerine sahip bir ülke olabilmesi yolundaki umudu hâlâ AKP iktidarı temsil ediyor.
Direksiyon kimde?
Krize, işsizliğe, yolsuzluklara basın ve ifade özgürlüğü üstünde artan baskılara rağmen bu kanaat değişmemiştir.
Demek ki çözümü, halk yığınları üstünde umut ve heyecan yaratamayan muhalefet partilerinde, özellikle de oyları yüzde 20’de donma gösteren ana muhalefette aramak zamanı gelmiştir!..
CHP’nin siyaseti, iktidar partisinin “ak” dediğine onun “kara” demesi ile oluşuyor adeta. Bu durum CHP’nin dolaylı biçimde AKP tarafından yönetilip yönlendirildiği anlamına gelmiyor mu?
Avrupa Birliği idealini gerçekten benimsemediği sürece CHP’nin içerde ve dışarda etkili desteğe sahip olamayacağı kesindir.
Abartmayalım
Türkiye’nin AB üyeliği davasını CHP lideri Baykal’ın en az Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Ahtisaari kadar içten ve yüksek sesle savunması gerekirdi.
Baykal, hem Müslüman hem laik ve demokratik bir ülke olan Türkiye’yi üye olarak kazanmadıkça AB’nin dünya siyasetine ağırlığını koyamayacağını Avrupa başkentlerine anlatsaydı, bugün en azından CHP daha iyi bir yerde olurdu.
CHP şu anda demokratikleşme reformlarına direnen parti olarak görünüyor. Gerçek böyle olmayabilir ama suçlama yakışıyor, yapışıyor.
Oysa iktidar alternatifi olmak zorunda olan bir partinin “açılım”ları daha baştan reddetmesi değil, içeriğini tartışmaya hep hazır olması gerekir.
AB büyükelçilerine açılım karşısındaki tutumunu mazur göstermek için olmalı, Baykal Türkiye’nin de Irak’takine benzer kanlı bir sürece girmesinden korktuğunu ifade etmiştir.
Riskleri abartan bir ifadedir bu. Çünkü ortada bir proje bulunmuyor. Terör unsurları ile ilişkili çevrelerin seslendirdiği özlemler ciddiye alınmayacaktır.
Zaten Baykal da ölçüyü kaçırdığını fark etmiş olmalı ki dün görüşlerini açmasını isteyen gazetecileri şaka ile karışık cevapsız bıraktı.
Elma Festivali için gittiği Çivril’de “Bugünkü gündemi elmaya ayırdım” dedi ve elmayı yedi. Afiyet olsun..
Yeter ki iktidara alternatif üretme yeteneğimiz ayvayı yemesin!.
Gündemimiz elma – ayva
Haberin Devamı

