Güler misin ağlar mısın?

Haberin Devamı

AKP iktidarı riski yüksek bir sınavla karşı karşıya kaldı.

“Müttefik ya da hasım fark etmez; herhangi bir ülkenin evrensel ilkelere saygı konusunda çizgiyi aştığını düşünürsek bu konuları gündeme getirmekten çekinmeyiz!”

Bu hardallı sözler ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Crowley’e ait.

Ankara’daki Amerikan Büyükelçisi Ricciardone gündeme ilişkin konuları değerlendirirken basın özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı üstüne alınganlık yaratacak sözler söylemiş, Bülent Arınç ile Hüseyin Çelik de çizmeyi aştığını öne sürdükleri Amerikalı diplomata “işimize karışma” diye tepki göstermişlerdi.

Eleştiri okları...

Ankara’nın tepkisi amacına ulaşmadı. Aksine Washington’dan gelen açıklama, Ricciardone tarafından ortaya konulan tespit ve eleştirileri ABD yönetiminin sahiplendiğini gösterdi.

Nedir mesajlar?

1. Odatv baskını: “Basın özgür olmalı. Bir yandan özgür basından söz ediliyor öte yandan gazeteciler nasıl gözaltına alınıyor; bunu anlamıyoruz.”

2. Yargı bağımsızlığı: “Demokrasinin vazgeçilmez bir şartı da özgür ve bağımsız yargıdır.”

3. Tutuklamalar: “Balyoz operasyonunu yakından izliyoruz. Biz masumiyet karinesinin unutulmaması gerektiğine inanıyoruz.”

Amerika durduk yerde polemik yaratmaz.

AKP iktidarının tepkisiz kalmayacağını bile bile Orta Doğu’nun kaynadığı bir dönemde niye kriz riski göze alsın?

Buna da üç cevap var:

Üç ihtimal...

1. Model ülke: Türkiye’nin “Evrensel ilkelere saygılı” bir ülke olması artık herkesin menfaati.. Dün CNN’de yayınlanan bir yorumda Türkiye’nin Arap dünyasına demokrasi modeli olabileceği belirtilirken yönetime de şu tavsiye yapılıyordu: “ABD Türkiye’nin bölgede artan değerini zorluk değil fırsat olarak görmeli.”

2. ABD-AKP Şikesi: Dış politikada milliyetçi güdüleri tahrik ederek kitleleri kazanmak AKP’nin iyi yaptığı bir iş. Amerika seçim arifesinde Başbakan’a sesini yükseltebileceği bir fırsat, gollük bir pas vermiştir.

3. Son ihtimal: Nereye gideceği belirsiz bu polemiği Türkiye’nin frenine basmak isteyen İsrail tezgâhlamıştır...

İşte herkesin gönlüne göre seçeceği bir senaryo.. Ama ihtiyacımız, çatışmak değil gerçekleri görmektir.

Basın özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı daraldıkça korku yaygınlaşıyor.

Özgürlük ve adalet isteyenleri darbeci diye hedef gösteren ahlâksızlık bunaltıcı hale gelmiştir.

Hiç iyi bir şey yok mu? Ara sıra oluyor tabii:

Dün İçişleri Bakanı Atalay “Türkiye’deki basın özgürlüğü Amerika’dan daha fazla” dedi.

Gerçekten de iktidarı övme hakkına kimse müdahalede bulunmuyor!

DİĞER YENİ YAZILAR