Koca bir yıl rüzgâr gibi geçti. Gazeteler bir haftadır 2012’nin bilânçosu yapıyor.
Geçmişe tarafsız gözle bakmak herkes için iyidir.
Siyasetçiler için daha da iyidir.
Çünkü yanlışları tasnif etmek tarihin tekrarından ve kötülüklerin pençesine düşmekten insanları korur.
Sonuna geldiğimiz yıl, ekonomi yönetimi bakımından başarılı geçti.
Bazıları bunu kabullenmekte zorluk çekse de yabancılar, istikrar olduğu için Türkiye’de gelecek gördükleri için paralarını ülkemize getiriyorlar.
Ekonomisi güçlenen ülkeler, siyasi alanda da güçlenir.
Maalesef bu avantajı çok abarttığımız için değerlendiremedik.
Güney komşularımızla ilişkilerimiz adeta düşmanlaşma yönünde gelişiyor.
Tarafsızlığın sorun çözen dinamiği feda edilmiştir.
Önümüzdeki dönemde Batılı güçlerin yönlendirmelerine daha şüpheci bakmakta yarar vardır.
Adalet ve intikam
İçeriye bakınca... 2012 askeri darbelerden hesap sorulan bir yıl oldu.
Ama adil yargılanma hakkının sürekli ihlâl edilmesi Silivri yargılamalarının adalete değil intikam duygularını tatmine hizmet ettiği inancını doğurmuştur.
2013 yılında Türkiye, hedefine koyduğu sivil anayasayı yapmalıdır.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışamıyor. Başbakan bu duruma “Yazıklar olsun“ diyor.
Anayasa çalışmalarını hızlandırmak uğruna çoğunlukçu ve dayatmacı bir yöntemle işi bitirme tehdidi savuruyor.
Başbakan son TV mülakatında “Niye yürütmeye (hükümet) bu kadar takılıyorsunuz. Önce gelin yasama ve yargı işini halledelim“ dedi.
Sorunun Başkanlık sistemine geçiş zorlaması olduğunu iyi biliyor çünkü.
Düşündüğü çözüm 2007 yılında Prof. Ergun Özbudun’a hazırlatılan taslağın zemininde ilerlemektir.
İyi ama Başbakan Erdoğan başkanlık sistemi istemiyor muydu?
Evet istiyor. Ama buna rağmen o taslağı Meclis’e sunacağıdan bahsediyor.
Böyle bir tercih AKP’nin başkanlık sisteminden vazgeçtiği anlamına gelir.
Çünkü taslak ilişkileri parlamenter rejimi temel alarak düzenliyor.
AB’den kopmayalım
Başbakan dediğini yaparsa sorun kendiliğinden çözüm yoluna girecektir.
Çünkü bu tercih, Başkanlık sistemine geçiş iddiasını terk etmek demektir.
Ve komisyonu çalıştırmayan arızanın ortadan kalkması demektir.
Ulusal uzlaşmaya dayalı bir Anayasa yapma şansı artacak demektir.
İnsan hakları sicilimizi düzeltmek iktidarın boynunun borcudur.
Türkiye’yi “Gazeteci hapishanesi“ kötü şöhretinden kurtarmak bu yılın öncelikli hedefi olmalı.
Silivri 2013’te tarihe gömülmelidir.
Yaşama sebebi intikam almak olan mahkeme olmaz. Kamuoyunda Silivri sadece bu çağrışımı yapıyor.
Suçlu varsa cezasını çeksin.
Kimse merhamet dilenmiyor.
İstenen salt adalettir.
2013 AB’ye üyelik yolunda sağlam adımların atıldığı, kaybedilen zamanın kazanıldığı bir yıl olmalı.
Çağdaş uygarlıkla buluşana kadar hak ve özgüklerimizi Avrupa Birliği garanti edecektir.
Yeni yılın hepinize sağlık, barış, bereket getirmesini diliyoruz.
Güle güle ihtiyar!
Haberin Devamı

