Bizim bundan sonraki sürecimiz hemen kampanya... Hazırlıklarımızı başlattık.”
Başbakan paketin tümü üstündeki oylamayı dahi beklemeden referandum için partisine “hücum borusu” çaldı.
Başbakan’a göre millet siyasetçilere “Gel bana... Meclis’te bağırıp çağırmayın. Bu işin sahibi benim, oradaki vekillerin bağırıp çağırmasına bakmayın; bana gelin” diyor.
Konuşma metinlerini kürsünün iki yanından yansıtan aleti (prompter) kullanmakta kazandığı beceri, Başbakan’a milletin gözüne bakıp ne istediğini kitap gibi okuma yeteneğini de kazandırmış olabilir mi?
Bilmiyoruz; bunu paket Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak iptal başvurusu süreci durdurmazsa referandumda öğreneceğiz.
Türkiye nereye?
Şu aşamadaki meselemiz durumun taşıdığı önemi herkesin hakkıyla kavramış olup olmadığıdır.
Ana muhalefet lideri Baykal Türkiye’nin bir “sivil darbe süreci içinde” olduğundan hiç şüphe duymadığını söyledi dün.
Şu tespiti vahamet derecesinde önemlidir:
“Türkiye’de devlet olanaklarının baskılarla zorbalıkla, yolsuzlukla bir sivil diktanın emrine doğru dönüştürülmekte olduğu çok açıktır. İnsanlar tarihi bir süreci yaşarken bunu fark etmezler, kendilerini aldatırlar. Bu sürecin en son aşaması Anayasa değişikliği aşamasıdır. Bu tamamlanırsa artık Türkiye çok farklı bir aşamaya gelmiş olacak!”
Siyasi muhalefet gibi yüksek yargı sözcülerinin feryatlarında da korku ve endişe var.
HSYK Başkanvekili Özbek yargı bağımsızlığını ve hukuk devletini korumak yolunda “tarihe karşı sorumlulukları olan mücadele”yi sonuna kadar yapacaklarını söyledi.
Yeminin ışığında
Cumhurbaşkanı Gül’ü tarihi sorumluluğu ağır olan bir görev bekliyor.
Paket Çankaya’ya gidecek.
“Tayyip Bey arkadaşını böyle günler için Cumhurbaşkanı yaptı” diyenler Gül’ün tek maddeyi bile geri göndermeyeceğini düşünüyor.
Çünkü veto yiyen maddenin meclisten geçmesi 367 oy gerektireceği, bu sayıyı bulmak da imkânsız olduğu için Gül’ün böyle bir riski göze almayacağı tahmin ediliyor.
Yine de önyargılı olmamak lâzım. Cumhurbaşkanlığı bir siyasetçi için ilerisi olmayan bir zirvedir.
O görevin onuruna lâyık olmak, siyasi bağlılıkların yüklediği varsayılan borçlardan daha önemlidir.
Abdullah Gül herhalde inceleme için yasaların kendisine verdiği 15 günlük zamanı sonuna kadar ve hakkıyla değerlendirmelidir.
Bu işi yaparken ettiği yeminin ışığı rehberi olmalıdır.
Meclis’in önemini abartan gerekçeler, vereceği onayı haklı göstermeye yetmez.
Parlamentoya atfedilen yücelik bizim pratiğimizde pek gerçekçi durmuyor çünkü.
O paketi Meclis’ten geçiren irade içinde “Başbakan uçurumdan atlıyorsa bize yakışan onun arkasından atlamaktır” diyen bir eski bakanın da oyu var.
Acaba Meclis’te onun gibi düşünen kaç kişi daha var?
Gül veto eder mi?
Haberin Devamı

