Cumhurbaşkanı Gül dün hanesine yeni puanlar eklemeyi hak eden etkili bir konuşma yaptı.
İktidar partisi lideri Erdoğan’ın kongre konuşması ile yasama yılının açılışı nedeniyle onun yaptığı konuşmanın peş peşe gelmesi, kışkırtıcı bir rastlantı oldu.
İki yıl sonra halk oyu ile yapılacak Cumhurbaşkanı seçimine Gül de aday olursa, dünkü performansı gösterdi ki feda edilmesi kolay olmayan bir alternatif yaratabilir.
Gül, partisiyle bağını hiç unutmayan bir Cumhurbaşkanı oldu. Buna rağmen kritik zamanlarda akla ve hukukun ruhuna uygun beyanlarla doğru pozisyonlar aldı.
Dünkü konuşması da kapsayıcı bir seslenişti ve iktidar partisinin hassasiyet gösterdiği birçok meselede farklı görüşler taşıdığını ortaya koymaktan geri durmadı.
Meclis’teki noksanlık
Tutuklu milletvekillerinin ikinci yasama yılına girmiş olmalarını “noksanlık” sayan Gül “Milletvekili sıfatını taşıyan herkesin haklarında kesin yargı kararları ortaya çıkana kadar yasama faaliyetine katılması gerektiğini” söyledi.
Tutuklu milletvekilleri konusunda net karşıtlıklar oluşmuştur. Çünkü Başbakan sıcağı sıcağına tepki göstermiştir.
Başbakan Erdoğan “O milletvekillerinin zaten seçim döneminde içeride” olduklarını hatırlatarak “tersten dönüp parlamentoya girme gayreti” gösterdiklerini öne sürerek tarafını açıkça belli etmiştir.
Korkarız ki zirvedeki bu ayrışmada, gücü elinde tutan Başbakan daha belirleyici olacak, tutuklu milletvekillerinin kaderi ümitli bir çizgide gelişmeyecektir.
Takdir toplayan sözler
Bir ayrışma da ifade ve basın özgürlüğü üstünde oluştu.
Cumhurbaşkanı’nın şu sözleri açık bir eleştiridir:
“Bir ülkede yazarların, düşünürlerin ve fikir adamlarının görüşlerini korkusuzca paylaşabilmeleri, o ülkeye itibar kazandırır. Aynı şekilde gazetecilerin halkı haberdar etme görevlerini yerine getirirken hiçbir engelle karşılaşmamaları temel esastır. Hiç kimse fikirlerini medya yoluyla açıklaması yüzünden hapse düşmemelidir..”
Epeydir uyuyan AB’ye uyum sürecinin ayağa kaldırılması tavsiyesi de Gül hesabına pozitif bir fark oldu.
Beklediğimizden daha demokratik bir Cumhurbaşkanlığı seçimine ilerliyoruz galiba!..
Bir başkadır memleketim...
Fenerbahçe’nin Brezilyalı kaptanı Alex de Souza dün kadro dışı bırakılınca Türkiye’ye veda etti.
Dün için “Hayatımın en kötü günüydü” diye konuşmuş.
Halbuki birkaç hafta önce hayatının en mutlu günlerinden birini yaşamıştı.
Fenerbahçe taraftarı onun heykelini dikmişti.
İşte Türkiye böyle bir ülke.
“Ne oldum deme, ne olacağım de” nasihati içeren bir sözü, hangi milletin ataları miras bırakmıştır?
Gül ve Erdoğan
Haberin Devamı

