Gül’ün farkı

Haberin Devamı

Boğaziçi Üniversitesi’nin sözünü sakınmayan sosyoloji profesörü Faruk Birtek şu teşhisi koydu:

“Gezi Parkı’nda başlayan hareketin nedeni Başbakan’ın inadı, hiddeti ve şiddeti.. Halk ‘Artık yeter; bizi bölme, çatıştırma’ diyor Başbakan’a. Bu bir kırılma noktasıdır!”

Görüleceği gibi sabır taşını sorunların kendisi değil, ciddiye alınmamasından doğan kızgınlık çatlatmıştır.

“Arap baharı”na benzer görüntülerle bozulan memleket manzaralarını Taksim Gezi Parkı’nda kesilen ve kesilecek olan ağaçlar bozmuş olamaz.

Peki o zaman ne?

Alkol yasağı tartışmasında aziz hatıralarına “iki ayyaş” nitelemesi ile saygısızlık ve haksızlık edilen atalarımız bozmuş olabilir mi halkın dengesini?

Laik eğitim düzenini altüst eden 4+4+4 sistemine geçiş mi yoksa?

Üç-beş çapulcu..

Bitmedi.. Başbakan’ın “en az üç çocuk” direktifine eklediği “Sezaryen’le asla” nasihati de Taksim’in ağaçları kadar sağlam gerekçe oluşturabilirdi..

Doğayı sevenler ve savunanlar hızla çoğalıyor. Ama uçurumun kenarında itişirken yaşadığımız tehlike, yine de kabul edilebilir bir kumar değildir.

Başbakanımız demokrasiyi sayılarla oynanan bir güç oyunu olarak görme ısrarından vazgeçmiyor. Seçmenin yarısının desteğini almak elbette önemlidir. Ama bu hesap “öteki yarısı da karşı tarafta duruyor” gerçeğini unutturmamalı.

İktidar bu yanlışı, icraatının temeli yaptı. Başbakan sık sık tekrarlıyor:

“Bize oy vermeyenler de verenler kadar önemlidir.”

İşlediği günahların ardından Başbakan tövbe çağrıştıran sözler söylüyor. Bu ibret ümidini doğuruyor.

Ama o pişmanlık ve doğruculuk iki gün yaşamıyor.

Mesela son olaylar ardından polisin orantısız güç kullandığını “eyvallah” mührü vurarak kabul etti.

Fakat ertesi gün dumana boğulmuş sokakların “üç-beş çapulcu”nun eseri olduğunu söyledi.

Seçim her şey değil

Başbakan’ın hükmünü asabiyet etkilemiş olabilir ama eylemcilerin temiz insanlar olduğu görülüyor.

Hiçbir ihanetin tuzağı kurulmadı.

Gerçek acılara, çaresizlik ruhuna dayanıyor. Türkiye’yi bir öfke ve anarşi seline kaptırmamalıyız.

Cumhurbaşkanı Gül dün yol gösterici bir açıklama yaptı.

“Demokrasi demek sadece seçim demek değildir. Verilen mesajların hepsi alınmıştır.”

Gereğinin yapılacağını da belirtti.

Bu bir yerde “devlet sözü”dür.

Bir ihtimal Cumhurbaşkanı kendisi gibi düşünmeye Başbakan’ı razı edecektir.

İkinci ihtimal, razı edemeyecek ve aday olup seçime girmesi için haklı bir neden doğacaktır.

Gül için bu adaylık yalnız hak değil ahlâki bir mecburiyet olacaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR