AKP’nin seçim zaferinden alacağı güçle birikmiş hınçlarını nasıl ve ne zaman çıkaracağını merak ediyorduk.
Çok beklemedik... Bakanlar Kurulu toplantısından sonra Devlet Bakanı Şahin hükümetin resmi tepkisini açık ifadelerle belirtti.
“Halk siyasetin sadece siyaset aktörleri tarafından yapılması gerektiğini ortaya koymuştur” dedi.
“Her kişi ve kurumun sorumluluğu Anayasa’da belli. Türkiye’de siyaseti siyasetçi yapar. Siyasete müdahale gibi algılanabilecek her türlü tavra halkımızın her zaman tepkisi olmuştur. Bu, seçimde de ortaya çıktı” dedi.
Bu sözler AKP’nin meclisteki ezici çoğunluğu ile sonuçlandırmayı hak saydığı cumhurbaşkanı seçimini başarısızlığa uğratan kurumları ve eylemleri (Genelkurmay bildirisi, Anayasa Mahkemesi kararı ve Cumhuriyet mitingleri) hedef alan dokundurmalar değildir.
Milli iradeden güç alan had bildirici açık beyanlardır.
Uzlaşma vaadi
İktidarın tepkisi, geçmişe dönük bir hesabı mı kapatıyor, yoksa gelecekte izleyecekleri politikanın yol haritasını mı veriyor?
Bunu anlamak için biraz daha beklemek gerecektir.
Sırf Şahin’i dinleyenler, AKP’nin seçim kampanyasını Abdullah Gül’ün mağduriyeti üstüne kurduğunu da hatırlayarak iktidar partisinin bu meselede haklarından vazgeçmeye razı olmayacağını, Gül’ü Çankaya’ya çıkarmaktan vazgeçmeyeceğini düşünebilirler.
Ama Tayyip Erdoğan’ın pazar gecesi partinin balkonundan yaptığı konuşma var. O konuşmasında Başbakan, partisine oy vermeyen vatandaşlara şöyle seslenmişti:
“Sizin sandıkta verdiğiniz mesajı anlıyorum. Müsterih olun. Cumhuriyetin temel niteliklerinden taviz vermeyeceğiz...”
Arif olan anlar
Toplumdaki kutuplaşmanın acil onarım ihtiyacı taşıyan bir sorun boyutu aldığını AKP liderinin görmesi önemlidir.
Erdoğan ayrıca dünya kamuoyunun beklentilerinden de etkilenecektir. Mesela dünyanın en prestijli altı gazetesinin dünkü başyazıları Erdoğan’a “Cumhurbaşkanlığı için uzlaş” çağrısı yapmıştır.
Bu çağrının gereğini yerine getirmek Gül’ün bu defa kendi partisi tarafından mağdur edilmesi anlamına gelecektir.
Çünkü AKP Gül’ü cumhurbaşkanı seçtirmek için meydanlarda oy istedi.
En büyük yük Başbakan’ın üstündedir. Belli ki Başbakan sağduyunun çağrılarına uymak istiyor ama gereğini Gül’den talep etmekte zorluğu var.
Nitekim dün “Abdullah Gül Bey’in iradesi, benim için çok çok önem taşıyor” dedi.
Gül’ün “aday değilim” demesini beklediğini hissettirmek için Başbakan daha ne desin, ne yapsın?
Gül’ün mesajı alarak gereğini yapması, AKP’nin ikinci iktidar döneminin tüm sonuçlarını etkileyecek önemdedir.
Gül’ün dikeni
Haberin Devamı

