Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçildiğini duyuran açıklama meclisi yerinden oynatan bir coşku ile karşılanmadı.
AKP grubu ayakta alkış tuttu ama Başbakan ve bakanlar Gül’ün seçilmesini laik rejimin yenilgisi gibi görenlerin korkularını körüklemekten sakınan bir hassasiyetle yerlerinden kalkmaksızın, abartılı bir sevinç göstermeden kutladılar.
Siyasi ikbalin yozlaştıran etkilerinden insanları koruyan şey ikbal basamaklarını tek tek çıkmak alışmak, sindirmektir.
AKP’nin birinci dönem iktidarını Sezer gibi bir Cumhurbaşkanı ile geçirmesi şans olmuştur. Sezer’in vetoları iktidarı birçok hatalı yasanın ve sakıncalı tayinlerin zararlarına karşı korumuştur.
Siyasi İslâm çıkışlı bir parti olarak AKP iktidar döneminin başında Çankaya’yı ele geçirmiş olsaydı ülkeye kötü bir macera yaşatabilirdi.
Yani hem Sezer’e, hem onu önlerine çıkaran kadere teşekkür borçludurlar.
Üçüncü şans
Tabanının genişliği ve kökleri nedeniyle AKP radikal İslâmcı eğilimleri de barındırıyor. Silâhlı Kuvvetlerin rejime bağlılığını sıklıkla ifade eden bir geleneğe sahip olması, belki de iktidar partisinin başka bir şansıdır.
AKP aşırı eğilimlerin taleplerine boyun eğmeden onların oylarını alabiliyorsa sebebi, askerin bu kararlılığıdır.
Genelkurmay Başkanı 30 Ağustos mesajında “Cumhuriyetin laik ve demokratik düzenini bozmak ve çağdaş kazanımlarını ortadan kaldırmak amacıyla yürütülen sinsi planlar”dan söz etti, TSK’nın bu tehlikeyi görecek ve üstesinden gelecek güç ve yeteneğe sahip bulunduğunu belirtti.
Orduyu değil asıl bu mesajları siyasi iktidara yönelik tehdit biçiminde değerlendiren çevreleri sorgulamak lâzım.
Bu çıkışlara, rejim düşmanı çevreleri caydıran, dolayısıyla siyasi iktidarın elini güçlendiren kozlar olarak bakmak niçin akıllarına gelmiyor?
Laiklik bu mu?
Türkiye yeni bir tarih sayfası açıyor. İyi bir gelecek, bizi bugünlere getiren doğru temelleri korumakla yakından ilgilidir.
Cumhurbaşkanı Gül teşekkür konuşmasında özgürlükçü ve ilerici bir çerçeve çizdi. Ama konuşmasının laikliğe dar bir tanım getiren bölümü, kendisine güven duymayanlara koz sunmuştur.
Laikliğe, cumhuriyetin öteki ilkeleri ile eşit ağırlık tanıdı. Oysa laiklik ne kadar zaafa uğratılırsa cumhuriyeti var eden öteki değerlerin gücünü ve önemini o kadar kaybedeceğine dayanan Sezer yaklaşımı daha güven verici olabilirdi.
Komutanların dünkü törene katılmamaları belki de bu Gül kokusunu erken duymalarından doğan hoşnutsuzluğa tepki idi.
Abdullah Gül herkesin cumhurbaşkanı olma kararlılığını dün meclis zaptına geçirdi.
Bunu samimi olarak istiyorsa rejimin laik karakteri için bir tehlike değil güvence olduğunu kanıtlamaya çalışacaktır.
Başarmasını diliyoruz.
Gül kokusu
Haberin Devamı

