Gül’e yardım!

Haberin Devamı

Türkiye gibi gecikme lüksüne sahip bulunmayan ülkelerde tek parti hükümetleri daha yararlıdır.

Ama o parti AKP gibi “ılımlı İslâm” ile merkez sağ arasında kararsız sallanıyorsa güçlü bir demokratik muhalefet, neredeyse vazgeçilmez gerekliliktir.

Acaba CHP’nin izlediği politika bize lâzım olan muhalefet modeli mi?

Baykal dün laik cumhuriyetin tehlike altında olduğunu belirterek “Bu sürecin sorumluluğunu almamak için meclis genel kuruluna girmeyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı seçimi birinci turunda Gül 341 oy aldı. Belli ki üçüncü turda ve sadece AKP’nin oyları ile seçilecek.

Abdullah Gül’ü “AKP’nin cumhurbaşkanı” olmaya mahkûm etmek CHP’ye bir şey kazandırır mı? Sanmıyoruz.

İşaret ettiği tehlikenin yenilmesine bir yararı olur mu? Hayır zararı olur.

Dünkü VATAN’da siyaset bilimi uzmanı Prof. Ersin Kalaycıoğlu’nun konuyu kalbinden kavrayan açıklamaları yer alıyordu.

Mesele hukuk devleti

Prof. Kalaycıoğlu “Asıl tartışılması gereken mesele” diyordu “Bütün kariyerinde Türkiye’deki laiklik uygulamasıyla ters düşmüş, bunu eleştirmiş ve değiştirmeye çalışan bir kişinin cumhurbaşkanı olunca bu ilkeye sahip çıkabilmesinin mümkün olup olmayacağı...”

Gül kapı kapı dolaşıp herkese Anayasa’ya sadakati ile dünyayı şaşırtacak bir cumhurbaşkanı olacağını söylüyor.

“Herkesi kucaklayacağım” diyor. Nasıl olacak bu iş?

Cumhurbaşkanı, laik cumhuriyete bağlı olanlarla şeriat düzeni peşinde koşanlar arasında tarafsız kalamaz. Kucağı ikisine birden açık olamaz.

Prof. Ersin Kalaycıoğlu zorluğu çok açık ortaya koyuyor:

“Cumhurbaşkanlığı, laikliğin tarafında olması gereken bir kurumdur. Cumhurbaşkanı’nın hukuk devleti tarafında olması gerekli. Hukuk devleti tarafında olması demek, yargının verdiği bütün kararları savunması demek. Yargının türban konusunda vermiş olduğu kararları savunacak mı? Savunmazsa hukuk devleti sorunu ile karşı karşıya kalırız!”

Aklın yolu boykot mu?

Türbanı siyasal bir simge olarak kullanmak konusunda düne kadar izlediği inatçı politikayı hatırladığımız zaman Gül’ün Çankaya’ya çıktığında hemen yargı kararlarına uygun davranmayı seçeceğini bekleyebilir miyiz?

Biz de Prof. Kalaycıoğlu gibi şüphe ediyoruz.

İşte bu nedenle Gül’ü AKP dışındaki tüm partilerin dışladığı bir partizan cumhurbaşkanı durumuna gelmekten korumak, acaba daha yararlı olur mu; bunu iyi düşünmek yerinde olabilir.

Gül zaten geçmişindeki söz ve eylemlerin yükünden oluşan önyargılar nedeniyle büyük sıkıntılar çekecektir. Cumhuriyete bağlı kesimlerin güvenini kazanmak kolay olmayacaktır.

Gül’e cesaret ve kredi vermek gerekiyor.

Artık ok yaydan çıktığına göre sağduyu Gül’ü cemaatçi siyasetin kucağına düşmekten korumayı emrediyor. Bu da boykottan daha yaratıcı buluşlar istiyor.

Abdullah Gül’e “kolay gelsin” demek yerine işini kolaylaştırmak lâzım!

DİĞER YENİ YAZILAR