Kayseri Belediyesi ile ilgili yolsuzluk tartışması Cumhurbaşkanı Gül sayesinde yeni bir boyut kazandı.
Bildiğiniz gibi bir belediye çalışanının esnaftan para toplaması ile patlak veren rüşvet skandalı, CHP lideri tarafından gündeme getirildiği andan beri siyaset bu konuyu tartışıyor, bu alanda çatışıyor.
CHP lideri, Kayseri Büyükşehir Belediyesi odaklı bir rüşvet çetesinin varlığını düşündüren bilgi ve belgeler bulunduğunu öne sürerek hükümetin bu meselenin üstüne gitmesini istedi.
İçişleri Bakanı, bireysel bir dolandırıcılık olayından iktidara yönelik iftira ürettiğini iddia ederek Başbakan desteğinde CHP’ye karşı saldırıya geçti.
Sonra da belgeler, belgeler...
Dün de yenileri çıktı, gizlendiği söylenen belgelerin yine hesabı soruldu.
Kılıçdaroğlu, uyanmış olan izlenimin aksine önemli bir yolsuzlukla karşı karşıya bulunduğumuzu belirtirken şunu dedi:
“Cumhuriyet tarihinde ilk kez belediye valilik, adliye arasında bir organize dosya kapatma süreci vardır!”
Partinin internet sitesine konulan ve İçişleri Bakanı tarafından medyadan saklandığı öne sürülen bir belge, kilitlenmiş hikâyeyi açacak anahtar gibi duruyor.
Vali Vekili İbrahim Yurdakul’un İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği bu yazıda Belediye Başkanı ile öteki görevlilere isnat edilen suçun “rüşvet” suçunu oluşturduğu belirtiliyor ve suçlananların mal varlıkları ile ilgili bir incelemenin gerçeğe ulaşmak için “uygun” olacağı belirtiliyor.
Ayrıntı sayılacak belgelerle kafaların karıştırılmaması tabii ki önemlidir. Ama bu belge için aynı şey söylenebilir mi?
Hayır.. Kayıkçı kavgasını bitirip rüşvet ağını suçlananların zenginleşme süreçlerinde aramak en kısa ve sağlam yoldur.
Cumhurbaşkanı Gül dün sözcüsü aracılığıyla arkadaşımız Ruşen Çakır’a beklenmedik bir mesaj verdi ve Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’ye “sonuna kadar kefil” olduğunu söyledi.
Oysa Cumhurbaşkanı bir gün önce “konumu gereği yorum yapamayacağını” belirterek “Konuşursam taraf olurum, kendimi tutuyorum” demişti.
Neden bir gün içinde çözüldü?
Gül’ün kefaleti nüfuz suiistimalidir.
O nedenle sözü, olayın peşini bırakmak için gönül rahatlığı sağlamıyor.
Aksine daha çok deşmek için merak tahrik ediyor. Gül ciddi bir araştırmanın önünü açmalıdır!
İleri demokrasi!
Dünkü gazeteler Güneydoğu’da BDP’nin “iki dilli hayat” için düğmeye bastığını yazıyordu.
BDP lideri Demirtaş “Bölgede iki dilli hayat olacak. Ticarethane isimleri Kürtçe olmalı. Esnaf alışveriş dili olarak anadilini kullanacak. Mönülere kadar iki dilli olmalı” diye konuşuyor.
Bu oldu bitti hamlesinin asıl “Kürtçe eğitim” hedefi güttüğünü herkes biliyor.
Kürtçeyi Meclis’e sokma zorlamalarının devam edeceğinden de kimse şüphe duymuyor.
İktidar kanadında tedirginlik yarattığı belli olan bu tırmanış nedeniyle Anayasa ve sağduyu çağrıları yapıldığını işitiyoruz.
“Rüzgâr eken fırtına biçer” demişler.
Kürt kökenli siyasetçilere AKP’nin YÖK eliyle gerçekleştirdiği türban oldu-bittisi örnek olmuştur.
İktidar türbanı nasıl çözdüyse BDP de Kürtçe sorununu aynı yöntemle çözmeyi deneyecektir.
Devlet zayıfladıkça bu yöntem, hak aramanın olağan yolu haline gelecektir.
Verdiği acı ise bu anarşiye “ileri demokrasi” adı konularak uyuşturulacaktır!
Gül’e ne oldu?
Haberin Devamı

