Gül’den döner mi?

Haberin Devamı

Yargıtay ve Danıştay’ı iktidarın kontrolü altına sokan tasarı Meclis’ten geçti.

Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na yönelik operasyonlar sonuçlanmış olduğu için Yargıtay ve Danıştay yasası Çankaya’dan onay aldığı zaman AKP’nin yargı operasyonu tamamlanmış olacak.

Bu tabii “hayırlara vesile olacak” bir gelişme değil.

Yargı bağımsızlığı demokratik hukuk devletinin vazgeçilmezidir.

Referandumdan bu yana yaşadığımız tecrübe dönüşü olmayan bir maceradır ve şu anda son darbeyi önlemeye dönük ümitsiz çabalar izliyoruz.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı Gül’e çağrı yaptı:

“Eğer ülkede demokrasinin kökleşmesini baskının ortadan kalkmasını istiyorsanız Yargıtay ve Danıştay’ın yapısını yeniden düzenleyen yasayı imzalarken mutlaka bir kez daha düşünün..”

Bu sözlerin “uyarmadı demesinler” tedbiri olarak söylendiği ilk bakışta hissediliyor.

Çünkü bugün Çankaya’da anayasamızın tarafsız olmasını talep ettiği bir Cumhurbaşkanı bulunmuyor.

Bizim sistemimiz, bu devletin en yüksek onur makamına ulaşmış olmanın farkını taşıyabilen bir kişiliği Çankaya’da görmek ister.

Böyle biri için Çankaya kamu hizmetinin son durağıdır. Görevini geçmişle bağını keserek yaptığı gibi geleceğe yönelik bir hesabın da içinde olmaz o kişi.

Abdullah Gül’ün Kılıçdaroğlu’ndan gelen çağrıyı dikkate alması elbette iyi olur ama büyük sürpriz de olur.

Çünkü Gül, tarafsız Cumhurbaşkanı değildir. Şimdiye kadar hep iktidar partisiyle bağını gizlemeden davrandı.

Çankaya’daki görev süresini tamamladıktan sonra Başbakan Erdoğan’la yerlerini değiştirmeyi planladıklarını neredeyse çocuklar bile okuyabiliyor.

Rejimin niteliğini değiştirecek önemde bir yasa Meclisten, ihtilâl kanunu gibi, yangından mal kaçırır gibi geçirildi.

Bu bile Gül’e şimdiye kadar benimsediğinden farklı davranması gerektiğini düşündürmelidir. Tarihi sorumluluğu vardır ve “Ben imzalarım; sorun varsa Anayasa Mahkemesi’nden döner“ diyemez.

Çünkü orada da yeni ve başka bir Anayasa Mahkemesi var artık!

İleri demokrasimiz!

Entrika üstüne inşa edilen siyaset kumar gibidir. Kârı da, zararı da büyük olur.

Süheyl Batum’un “ordu kâğıttan kaplanmış” sözü üstünde iktidar cephesinin kopardığı fırtına tuhaftı. Çelişkiler halkın kafasında bir sürü şüphe ve yargı üretti.

Mesela taraftar bulan bir görüşe göre AKP yıllardan beri “askere vur, oyları topla” taktiği uygulayarak seçim kazanıyor.

İnsanlar düşünüyorlar:

Acaba CHP, Süheyl Batum’un ağzından kaçırdığı “kâğıttan kaplan” sözüyle AKP’nin madenini mi keşfetti?

İktidarın öfkesi bundan mı?

Üstünde düşünülebilecek bir soru bu.

Çünkü TSK’ya yönelik eleştiriler karşısında tepki duyacak ve askeri sahiplenecek bir duyarlılığı, Silivri’deki yargılamalara bakan hiç kimse AKP’ye yakıştıramaz.

Asıl çelişki, milletvekili dokunulmazlığı konusundadır. Çünkü Batum için savcılara suç duyurusu değil infaz çağrısı

yapan Başbakan, dokunulmazlıklar konusundaki savunmasını adeta bomba koyup imha etmiştir.

Hani “dokunulmazlık parlamenter için özgür siyaset yapmanın güvencesi” idi?

Bu savunma samimi olsa Batum’un kellesini isteyen naralar göğü tutmazdı.

Demek ki dokunulmazlık, siyaset yapanlar için değil yolsuzluk yapanlar için savunuluyormuş!

DİĞER YENİ YAZILAR