Gül borcunu ödeyecek mi?

Haberin Devamı

Toplumları kötü yöneticilerin yanlışlarına kurban etmeyen bir disiplin iyi kötü işliyor.

Bunu görmek güzel.

Çünkü iyi bir dünyada yaşıyor olduğumuzu hissettiren bir duygudur bu ve insanlara güven vermektedir.

Eskiden olsa medyaya baskı ve sansür sadece bizim derdimiz sayılır kötüleyen haber ve yorumlara konu olurdu.

Şimdi çözüme yönelik önerilerle bile yetinilmiyor, anlaşılır bir pozitif baskı uygulanıyor.

Geçen gün Financial Times medyaya kısıtlamaların Türkiye’nin ekonomisine kadar her şeye gölge düşürdüğünü yazdı.

Avrupa ve ABD kurumlarının internet yasasının “paralel devlet” tehdidini ortadan kaldırma amacı taşıdığına dair savunmayı kabul etmediğini açıkça gösterdi.

Dün Economist dergisi devralmıştı misyonu. Şu yorum rahatsız edici:

Gül’e yoğun baskı...

“Bazı AKP milletvekilleri yasayı eleştirenlerin ‘porno lobisi’ adına hareket ettiklerini söyledi.

Daha büyük olasılıkla yasanın amacı savcıların AKP’li bakanlar ve yakınları hakkındaki rüşvet ve kara para aklama suçlamalarını belgelemek için topladıkları gizli kayıtlara internette ulaşılmasını önlemek..”

Dergi Gül ile Erdoğan’ın arasında bir seçim de yapıyor, ağırlığını “demokratik şöhreti” nedeniyle Gül tarafına koyuyor.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na mahkeme kararı olmaksızın herhangi bir internet sitesini bloke etme yetkisi tanıyan yasayı onaylamaması için Cumhurbaşkanı Gül’e yoğun bir baskı yöneldiğini belirterek şunu diyor:

“Türkiye’nin şu an en son ihtiyacı olan şey, daha fazla sansürdür!”

Sözünü tutarsa yeter

Bu çekişmeden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün galebesiyle çıkmak çıkarımızadır.

Gül demokrat şöhretini cesaretle sahiplenirse bu hikâye mutlu biter.

Çünkü Economist, yasayı veto etmenin Gül’e tatsız bir fatura çıkaracağını yazıyor:

“Gül yasayı veto ederse Erdoğan bunu Gül’ün Fethullah Gülen ile saf tuttuğuna kanıt gösterebilir!”

Belli ki Türkiye’nin içi de dışı da Cumhurbaşkanı Gül’e yakıştırdıkları demokrat sıfatını hak etmesi için yoğun baskı uygulayacaktır.

Gezi protestoları sırasında Başbakan “sandık.. sandık” dedikçe Cumhurbaşkanı Gül “demokrasinin sadece seçim sandığı olmadığını” hatırlatmış “Benim görüşüm, temelde hiçbir özgürlük kısıtlaması olmamalıdır. Herkes internette özgürce dolaşabilmeli” demişti.

Gül dün “Sıkıntı var” diyordu.

Dileriz tarihin ve talihin yüklediği görevin sıkıntısı değildir!

DİĞER YENİ YAZILAR