Güçbirliği şimdi

Haberin Devamı

Başbakan, kurumlar arasında çatışma olduğu yolundaki yorumlara tepki gösteriyor.

Tabii ki kurumlar arasında güven sorunu bulunduğunu kabul etmek istemeyecektir. Çünkü böyle bir itiraf, kontrolün tekrar ele geçirilmesini kolaylaştırmaz, zorlaştırır.

Geçen gün “ülke sanki fitne ve kuruntu üreten bir iblisler takımının egemenliği altına girmiştir” diye yazmıştım.

Türkiye bir psikolojik savaşın hedef tahtasındadır. Yürütmesi, yargısı, askeri dahil bütün kurumları ile hedef tahtasındadır.

O söz, bu psikolojik savaşı yürüten görünmeyen gücün varlığına işaret ediyor.

Muhtemelen Başbakan da her türlü fitneyi üreten o takımın hareket alanını genişletecek yeni fırsatlar verilmesin diye uyarı yapıyor.

Ama eğri oturup doğru konuşacaksak kurumlar arasında uyum ve işbirliği bulunduğunu söylemek de kolay değildir.

Nitekim yakalanan o iki subayın Bülent Arınç’ı değil de Genelkurmay karargâhından bilgi sızdırdığından şüphelenilen bir askeri personeli izlemekle görevlendirilmiş kişiler olduğuna dair TSK açıklaması iktidar kanadını tatmin etmemiştir.

Güven problemi olmasaydı, resmi bir açıklamaya bile belki ihtiyaç kalmadan sorun bir telefon görüşmesiyle çözülürdü.

Kurumlarını birbirine düşürerek ülkeyi çökertmeye çalışan gizli gücün varlığı konusunda CHP lideri Deniz Baykal da uyarıda bulundu.

Baykal’ın verdiği örneğin gerçeğe dayanıp dayanmadığından emin olmasak bile psikolojik savaş yürüten düşmanın imkân bulursa hedef aldığı kurumları böyle tuzaklara düşüreceğine şüphe yoktur.

CHP liderinin Arena programında anlattığı senaryo şu:

Önce Özel Kuvvetler’e telefon açıyorlar ve “Aradığınız muhbir şu anda Arınç’la bir araya geldi” diyorlar.

Sonra da “Arınç’a suikast yapacaklar” diye Emniyet’e ihbarda bulunuyorlar.

Güvensizlik ortamı vardır ve en kısa zamanda bunu ortadan kaldırmak gerekiyor. Çünkü bu zaafiyet, sanılandan çok daha derin ve yaygın güvenlik açıkları yaratıyor psikolojik savaş yürüten merkezlere (ben onlara iblis diyorum) fırsat veriyor, kötülük yapmalarını kolaylaştırıyor.

İktidar Başbakan’ın “kurumlar arasında çatışma yok” sözünü inandırıcı söylem ve eylemlerle kanıtlamak için tüm enerjisini ve yaratıcılığını kullanmalıdır!

Hasarlı manevra

İktidar sorumluları yeni yıl vesilesiyle kendi aralarında esaslı bir hesaplaşma yapmalılar.

Meselâ devletin en mahrem bilgilerinin saklı olduğu askeri koruma altındaki yerlere girilmesi devlet adamı ahlâkı taşıyan bir siyasetçinin taşımak istemeyeceği bir sorumluluktur.

Asker de, millet de rencide edilmiştir. Çünkü seçilmiş sivil yöneticilere suikast hazırlığı ile suçlanmak bir ordu için ağır bir hakarettir.

Dileğimiz TSK’nın bu töhmetten kurtulmasıdır.

Ama asıl görev siyaset adamlarına düşüyor. Ölçülü olmadıkları zaman ülkeye de kendilerine de zarar veriyorlar.

Bülent Arınç çıktığı son TV programında konuşurken “Bir suikast eylemi olarak düşünülmemeli. Evet gazeteler böyle yazdı ama yani doğrudan bir silâhlı eylemle hedef alınarak bir hareket yapılmış değil” dedi.

Askere haksızlık yaptığını fark ettiği için olmalı ki suçlu sandalyesine PKK’yı ve mafya örgütlerini oturtmaya çalıştı.

Bu durumda, yakalanan iki subayın varlığını nasıl açıklayacağız? Neyse...

En iyisi yasalara saygı gösterip adli soruşturma aşamasında spekülasyon yapmamak ve getirisi iyi diye mağdur rolüne hemen atlamamak...

DİĞER YENİ YAZILAR