Tezkere bozgunundan sonra Anayasa değişikliği girişiminde uğradığı hayal kırıklığı AKP liderliğini gerilime soktu.
Başbakan Erdoğan'ın Merkez Yürütme Kurulu toplantısındaki sözleri tehdit kokuyor:
"Bir karara varıp da gereğini yapamıyorsak, parti olmanın gereklerini yerine getiremiyoruz demektir. Yol yakınken herkes safını belirlesin, kararını versin. Gizli bir niyeti olan varsa da açıklasın ki biz de ona göre yolumuza devam edelim!"
İktidar ek kaynak yaratmak amacıyla orman niteliğini yitiren Hazine arazilerinin satışını önleyen Anayasa maddesini değiştirmek istedi. Bu yoldan 25 milyar dolarlık gelir hedefleniyor.
AKP kurmayları, önerinin meclisten kolay geçmesini sağlamak için seçilme yaşını 30'dan 25'e indiren Anayasa değişikliğini de aynı teklifin içine koydu.
Al birini, vur birine..
Aslında iki öneri de CHP'nin seçim bildirgesine giren vaatleri içinde yer alıyordu. CHP buna rağmen desteğini esirgedi ve Anayasa değişikliklerinin referandumsuz gerçekleşmesini sağlayacak sayı mecliste bir oy eksik kaldı.
Şimdi ya Cumhurbaşkanı onay verecek ve değişiklikler halkoyuna sunulacak veya Cumhurbaşkanı veto hakkını kullanacak ve iktidar referandumsuz kabul için gerekli oyu tutturmanın ikinci şansını elde edecek.
Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Sezer'in bu fırsatı tanıyacağı umudunu taşıyor olmalı ki, arkadaşlarına gözdağı vererek ikinci oylamanın tedbirini alıyor..
Aslında olay, siyasetin eski hastalıklarından kurtulacağı umutlarına inmiş bir darbedir.
Düşünün.. İktidar ve muhalefetin ortak hedefi olan iki değişiklik geliyor fakat meclisten sorunsuz geçemiyor. Niçin?
Çünkü iktidar meclisteki sayı gücünü silindir gibi kullanmak istiyor, muhalefet de pire için yorgan yakıyor..
İnşallah ders olur..
Anayasa değişikliklerinin toplumsal mutabakata dayandınlmasını istemekte CHP haklıdır.
Ormandan çıkmış arazilerin satışından elde edilecek paranın örneğin onda birinin yeni orman alanları yaratmak amacında kullanılmasını sağlayacak bir muhalefet katkısı fena mı olurdu?
Tabii ki daha iyi olurdu ama böyle mi ceza verilir?
CHP referandumda "hayır kampanyası" yapmayacağına göre yitirilecek zamana ve paraya yazık değil mi?
Öbür yanda sayısal gücünü kabaca kullanırken kazaya uğrayan AKP de kendine yazık ermedi mi?
İktidar bu tecrübeden yararlanmalıdır.
AKP'liler sarhoş olmak günah diye içki içmezler. Ama unutulmasın ki daha büyük günahı, güç sarhoşluğunun zehirli ürünü olan dikta hevesi yaratır. İktidar asıl bundan sakınsın!
Güç sarhoşluğu
Tezkere bozgunundan sonra Anayasa değişikliği girişiminde uğradığı hayal kırıklığı AKP liderliğini gerilime soktu. Başbakan Erdoğan'ın Merkez Yürütme Kurulu toplantısındaki sözleri tehdit kokuyor
Haberin Devamı

