Tayyip Erdoğan'ın AB ülkelerine ziyaretleri, etkileyici ve çok yararlı oldu.
Ama görülüyor ki Türkiye'nin siyasi gündemini değiştiren bir sonuç da doğuracak.
Erdoğan Avrupa başkentlerinde gördüğü ilgi ve destek sayesinde başbakanlık için şartları zorlama cesareti kazandı.
Gittiği ülkelerin siyasi liderleri ona, başbakanlığın hakkı olduğunu söylediler.
Demokrasiye saygılarının bir ifadesi olduğu kadar, konukseverlik göstermenin de bir gereği olabilirdi bu sözler.
Nitekim ingiltere Başbakanı Blair de başbakanlığını engelleyen yasağını hatırlatarak "Herhalde bu hatayı kısa zamanda düzelteceksiniz" dedi.
ister "dış tahrik" deyin, ister yaygın kullanılan bir halk deyişi ile "gaza geldi" deyin, Tayyip Erdoğan, şartları zorlayarak ve bunun yaratacağı riskleri göze alarak başbakanlık yolunu kısaltmaya karar vermiştir.
Bu kararını dün Strasbourg'da açıkladı.
Belli ki hedefi en geç yılbaşında başbakan olmaktır!
Kişiye özgü hukuk
AKP önce Tayyip Erdoğan'ın yasağını kaldıran ve meclis dışından da başbakan atanabilmesine olanak tanıyan Anayasa değişikliklerini (madde 76 ve 109) gerçekleştirmeyi deneyecektir.
Milletvekili seçilmeden başbakan olabilmenin yolu Cumhurbaşkanı'nın itirazı veya referandum nedeniyle tıkanırsa o zaman "Genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez" diyen Anayasa maddesi (78) değiştirilecektir.
Ama belli ki sabrına hükmetmekte zorlanan Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı'na rağmen, CHP ile ilişkilerini gerginleştirmek pahasına bildiğini okuyacaktır.
Yani ara seçimi beklemeden, hemen başbakan koltuğuna oturmak isteyecektir.
Daha önce Cumhurbaşkanı Sezer "kişiye özgü hukuk olmaz" diye itiraz etmiş ve Erdoğan da bundan vazgeçtiğini açıklamıştı.
Bir daha düşünmeli
AKP'yi bir haftada Cumhurbaşkanı ile ve CHP ile karşı karşıya gelme tehlikesini göze alacak noktaya getiren sebep nedir?
Dışarda kalma süresinin uzaması halinde lider olarak otoritesini kaybedeceği endişesi, herhalde başta geliyor. Şimdiye kadar bu duygusunu bastırmak için geçerli gördüğü şartlarda değişme olmuştur.
Dış temaslarının yarattığı olumlu hava ve özellikle de Bülent Arınç'ın 369 oyla ve birinci turda Meclis Başkanı seçilmesi, yani AKP'nin anayasa değiştirecek çoğunluğu kontrol edebildiğini görmesi anlaşılıyor ki Tayyip Erdoğan'ın cesaretini artırmıştır.
Dileriz bu gücün sarhoş edici etkisi, diyalog ve uzlaşmaya dayalı siyaset anlayışının erdemlerini AKP'ye unutturmaz.
Dileriz Erdoğan, dokunulmazlıklar ve türban konusundaki yanlışlara şimdi bir de hukuka sayısal güçle boyun eğdirme yanlışını eklemeden önce tekrar düşünür
Güç sarhoş eder
Tayyip Erdoğan'ın AB ülkelerine ziyaretleri, etkileyici ve çok yararlı oldu.
Haberin Devamı

