Gözler açıldı!

Haberin Devamı

Terör lobisi yavuz hırsız gibi... Terörle savaşmaktan yana olanları barış karşıtı gösteriyorlar.

Oysa gerçek, tam tersi...

PKK’nın yaptıkları, terör tehdidi altında müzakere olmayacağını ispatlıyor.

PKK’nın alçakça eylemlerini görmezlikten gelerek İmralı’da müzakere yürütülmesini makul görenler “iyi söz yılanı deliğinden çıkarır” özdeyişine gönderme yapıyorlardı.

Ne oldu?. Yılan deliğinde de olsa, dışarı da çıksa fark etmeyeceğini kanıtladı: Her durumda ısırmaya devam etti, zehrini akıtmaktan geri duramadı!

Elbette sonuçta sorunu siyaset çözecektir. Ama Türkiye’de yapılmak istenen, terör baskısıyla siyasete yön vermeye çalışmak...

İki tarafa birden “bu savaş bitsin, yeter” çağrısı yapmak teröre dolaylı biçimde arka çıkmak anlamına gelir.

Çünkü iki taraf aynı şeyi yapmıyor. Bir taraf alçakça saldırıyor, öbür taraf kanun hâkimiyeti için, milletin beraberliği, vatanın bütünlüğü için savunma durumunda.

“Barışın dilini kullanalım” diyenler niye bunu devlete söyleyecek yerde terör örgütüne ve destekçilerine söylemiyor?

O fidanlar sebepsiz yere şehit olmuyorlar. Zaten askerlik o değerlere adanmak değil midir?

Kimse kendisini kandırmasın. Kürt açılımı sürecinde Türkiye’de siyasi bir uzlaşmaya doğru gidildiğini söyleyenler hayal kuruyorlardı.

Hayal kuranları kimse uyandırmak istemediği için iş yolunda gidiyor sanılıyordu. Ne zaman ki karar anı yaklaştı, “imkânsızlar” pıtrak gibi ortaya çıkmaya başladı.

İktidar uyandı, gerçekçi bir pozisyona geldi.

Terörle müzakere edilemeyeceğini, önce mücadele edilerek demokratik sürecin terörden temizlenmesi lâzım geldiğini fark etti.

Terörle savaş bir imha amacı değildir. Demokratik çözümün önündeki ihanet tuzaklarının temizlenmesi gayretidir.

Bu ülkenin geleneğinde kültürel emperyalizm yoktur, çoğulculuk vardır.

Halkın kaderini ve yöneticilerini kendi oylarıyla belirdikleri bir ülkede terörün tehdit ve şantajına boyun eğmek onursuzluktur.

İktidar terörle müzakere bandından terörle mücadele bandına geçerek yerinde bir tercihte bulunmuştur.

Evet, bu tercih çözüme bizi hemen ulaştırmayacaktır. Kandil’i ve öteki terör kamplarını vurduk diye sorun bitmeyecektir.

Yol uzun ve meşakkatli olabilir ama katlanmak zorundayız. Çünkü öteki alternatifte onursuz bir teslimiyet var.

Teröre karşı savaş bir görev değil mecburiyettir!

Bencil dünya utansın!

Keşke katil sürüleri yüreğimize o ateşi düşürmeseydi de Somali’de yardıma gittiğimiz çaresizlerin mutluluklarıyla daha çok mutlu olabilseydik.

Başbakan ve eşi ile beraber açlıktan kırılan bu Afrika ülkesine gidenlerin aklı ve kalbi, eminim ki Türkiye’de kalmıştı.

Ama o hüzün bile Somali misyonunun değerini küçültmez, tersine yüceltir.

Türkiye’de paylaşmayı bilen yüce gönüllü bir millet yaşadığını kanıtlar.

Başbakan Erdoğan önümüzdeki ay BM Genel Kurulu’nda egoizmi hak ettiği çukura gömerken bakarsınız bir utanç ve pişmanlık definesi bulur. Yirmi yıldan beri Afrika dışı ülkelerden Somali’ye ziyarette bulunan ilk hükümet başkanı Erdoğan imiş.

Bu ayrıcalığı ile beraber Türk halkının cömertliği ve hayırseverliği, kendisini ve Türkiye’yi yüceltecektir.

Somali’deki manzara ve insan hikâyeleri, insana saygı duymak için bilinen bütün sebeplerin üstünü örtüyor.

Bu ziyaret yalnız Somali’deki açlara değil, kendine gelmesi için bütün insanlığa da yardımdır!

DİĞER YENİ YAZILAR