Gözdağı gibi...

Haberin Devamı

Düştüğü dehşeti imdat çığlığı gibi anlatan çok sayıda okuyucu mesajı geldi dün.

İki tanesi özellikle dikkate değer: “Gazetecilerin düşüncelerinden dolayı değil Ergenekon’a üyeliklerinden ötürü arandıkları yalanına utanmadan sözcülük eden medya kesimi, bu milletin talihsizliğidir!”

“Her şeyin hukuk içinde olduğunu savunan, hâkim ve savcıları tarafsız gören, polisi devletin polisi sanan gazetecilere, çocuklarını düşünerek uyanmaları için Allah’tan akıl fikir diliyorum!”

Hayatı karartan baskıcı havadan gazetecileri sorumlu tutanlar nedense yaygınlaşıyor.

Yakalamalar medyaya yönelik bir kampanya halini aldı ya, sokaktaki vatandaş sanki “ektiğinizi biçiyorsunuz“ diyerek gizliden hınç alıyor.

Ne yapmışlar?..

Gazeteci Soner Yalçın’la başlayan gözaltına alma dalgası dün 11 kişiyi kapsayan bir operasyonla genişledi.

Suçlama bildiğiniz gibi: Terör örgütüne üyelik, halkı kin ve nefrete tahrik.

Oysa yakalananların şöhretini inşa eden eylemler şunu gösteriyor ki operasyonun amacı biraz intikam, biraz da gözdağı vermekten oluşuyor.

Mesela Nedim Şener araştırmaları ve kitabı çok sayıda ödüle lâyık görülmüş bir gazetecidir. Onu hedef yapan sebebin, Dink cinayetinin arkasındaki cemaatçi polisleri deşifre etmesi olduğunu konuya ilgi duyan herkes tahmin edebilir.

Gazeteci Ahmet Şık da “İmamın ordusu” adında ve Gülen hakkında bir kitabın son aşamasına gelmişti.

Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’a gelince... O gözaltına alınmadı ama onun da Hanefi Avcı gibi cemaat polis ilişkilerini irdeleyen bir kitap için Soner Yalçın grubu ile çalıştığı biliniyor.

Önemli çağrılar

Dünkü arama ve gözaltıların bir anti terör operasyonu olduğuna kimse kimseyi inandıramaz. Amaç gazetecilerin “kırmızı çizgiler”i ihlâl etmemelerini sağlamaktır.

Özellikle eleştirel gazetecilik yapanlar artık birkaç gün sonrasına randevu vermiyorlar. Çünkü bir sabah ansızın gelebilirler!

“Amerika’da bile bizdeki basın özgürlüğü yok” diyen İçişleri Bakanımızın kulakları çınlasın...

Türkiye’nin iki büyük barosunun başkanları, dünkü operasyonların hukuka aykırı olduğunu iddia ettiler.

Ankara Barosu Başkanı Feyzioğlu’na göre örgüt üyesi olma iddiası bir suç fiili değil.. Alınan kişinin neyle suçlandığı açıkça yazılmamıştır.

Bu kurala uyulmadığından yola çıkan Feyzioğlu, bundan böyle kimsenin mesken özgürlüğü ve dokunulmazlığı kalmadığını öne sürdükten sonra iki çağrı yaptı.

“Artık yeter” diye seslendi “Bize bu toplumda hukukun ve demokrasinin olduğuna dair işaretler verin!”

Toplumun düşünen insanlarına da son dünya harbinde Yahudilere yapılan zulme sessiz kalmanın pişmanlığını tarihe geçen sözlerle ifade eden Alman rahipten esinlenerek şu çağrıda bulundu:

“Benim başıma gelmedi demeyin. Sizin başınıza geldiğinde kim ayağa kalkacak?”

Ülke seçime gidiyor.

Toplum korku tünelinden geçmeye mecbur edilmesin. Kimsenin çıkarı yoktur bunda.

Halk adalet istiyor. Düşmanlık ve intikam, devlete ve hele hele adalete yakışmaz. İktidar bu gidişi durdurmalıdır.

“Yargı bağımsız, bizi ilgilendirmez” demesin Başbakan.

Öyle olmadığını dünya biliyor!

DİĞER YENİ YAZILAR