Amerikalı bir ajanın küstahlığı dün kamuoyunu Başkan Bush'un yaptığı konuşmadan daha fazla meşgul etti.
"Sinek küçüktür ama mide bulandırır" sözü boşuna söylenmemiş..
Olayı TV görüntülerinden izleyenler, gazeteye gönderdikleri mesajlarda birbirleriyle sözleşmiş gibi tepkilerini "utandık" diye ifade ettiler.
Hatırlayın.. Başkan Bush, tarihi nitelik taşıyan konuşmasını yaptığı kürsüden indikten sonra ön sıradaki konuklara doğru ilerledi ve ellerini sıkmaya başladı.
Devlet Bakanı Beşir Atalay'a yaklaştığında, Başkan Bush'u kuşatan korumalardan birinin bakana bir şeyler söylediği, eliyle hareketler yaptığı görüldü. Bakan Atalay, korumanın ısrar etmesi üzerine elini gösterdi.
Görev tamamlanmıştı, koruma ilerledi..
Kusurun büyüğü..
Galatasaray Üniversitesi'ndeki olay, şartlarını misafirin belirlediği bir garabetti. Amerikalılar tarafından seçilmiş konuklar üstündeki abartılı güvenlik taraması, bir yere kadar anlaşılabilir.
Çünkü terör, ABD yönetiminin üst katlarına kadar yayılan toplumsal bir paranoya yaratmıştır. Bu korku yaptıkları filmlere bile yansıyor.
CNBC-e'de izlediğimiz 24 adlı dizinin son bölümünde ABD Başkanı, biyolojik bir saldırının hedefi oldu. Bir kadın başkanın elini sıktı, başkan yere düştü, kadın suikastçi eldivenini çıkarıp atarak uzaklaştı..
Bush'u koruyan ajanları da aynı korku motive ediyor. Onların diplomatik nezaket kurallarına uymalan garanti edilemez.
Ama bir ulusun onuru, gorillerin anlık takdirlerine de feda edilmemeli.
Kusurun büyüğü Devlet Bakanı Beşir Atalay'a aittir.
Bakan, avuçlarının içini görme isteğini ifade etmek için ellerini kullanan Amerikalı görevliyi, elinin tersiyle itmeyi keşke o anda akıl edebilseydi..
Keşke taşıdığı temsil görevinin, boş bulunmaya izin vermeyeceğini bilerek hazırlıklı olabilseydi. Olmadı, yapamadı..
Devlet adamlığı..
Bir yıl önceki çuval geçirme olayının travması atlatılmadan yeni bir çuvallama görüntüsü halkı üzmüş, rencide etmiştir. Bir çoğu yetenekli, iş bilir, yaratıcı bakanlardan kurulu bu hükümet birçok iyi işler de yaptı. Atalay, NATO Zirvesi'nin başarısında başrol oynayan bakandır.
Fakat kalecilerin kaderine mahkûm oldu: Yaptığı büyük kurtarışlarla değil, son dakikada yediği golle hatırlanacak.
Bu olaydan bir ders çıkıyor: Bilgi ve beceri, böyle koltukların hakkını vermeye yetmiyor.
Devlet adamı refleksi olan karakterler gerekiyor.
Bakanlık koltukları, sadakatini ispatlamış kader arkadaşlarına liderlerin vefa borcu ödemek için dağıtacağı ulufe değildir.
Çünkü acemi eğitimini koltukta yapan bakanlar, toplumsal bir utancın sebebi olabiliyor. Yazık değil mi?
Goril dersi
Amerikalı bir ajanın küstahlığı dün kamuoyunu Başkan Bush'un yaptığı konuşmadan daha fazla meşgul etti
Haberin Devamı

