Hükümet, Türkiye’nin bölgesinde taşıdığı iddiaya yakışan kararı aldı.
Millet Meclisi, çağırılacağı olağanüstü toplantıda hükümetin sevkettiği tezkereyi kabul ederse Türk askeri Lübnan’da barışın kurulması için oluşturulan BM Görev Gücü’ne katılacaktır.
Ama meclis desteği çantada keklik değil. Cumhurbaşkanı Lübnan’a asker gönderilmesine karşı olduğunu açıkça ilân etti. Mecliste onun gibi düşünenler CHP’nin mevcudu ile sınırlı değil.
İktidar grubu içinde de sayıları tam bilinmemekle beraber asker gönderilmesini istemeyen azımsanmayacak sayıda milletvekili bulunduğu görülüyor.
Halk ikna olmalı
Parti yönetimi, 1 Mart tezkeresinin dönmesiyle ilgili şoku tekrar yaşamamak için tedbirler alıyor. Bu defa risk hayli düşük ama askerimizi yabancı çıkarlara hizmet uğruna tehlikeye atmama hassasiyetinin, seçimler yaklaşırken parlamenterleri ne şekilde etkileyeceğini hesap etmek kolay değildir.
O nedenle meclisin karar toplantısını yapacağı güne kadar bu sorun tüm boyutları ile kamuoyu önünde tartışılmalı, asker gönderme kararı çıkacaksa halk bunun gerekliliğine inandırılmalıdır.
Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek doğru söyledi dün:
İddia taşıyan bir bölge ülkesi olarak kale arkasından maç seyreder gibi davranamayız.
Barış gücü görevi bizi sadece vaadlerle çağırmıyor Lübnan’a; gitmediğimiz takdirde uğrayacağımız kayıplar ve üstümüze gelecek yeni tehlikeler nedeniyle mecbur da ediyor.
İspat zamanı geldi
Burnunun dibinde boğaz boğaza gelmiş tarafların “aramıza gir” çağrısına duyarsız kalan bir Türkiye, medeniyetler arasındaki köprü görevinin dünyadaki en yetkin temsilcisi olma iddiasını sürdürebilir mi?
Ters bir karar AB üyeliği yolundaki en etkili silâhımızdan vazgeçmek anlamına gelmeyecek mi?
Türkiye uzun zamandan beri 2009 yılında değişecek olan BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için yatırım yapıyor. Yanı başındaki barış misyonundan kaçan bir ülkeyi kim böyle bir göreve lâyık görebilir?
Amerika’yı sevmek zorunda değiliz ama menfaatlerimiz onunla iyi geçinmeyi gerektiriyor. Çünkü onu adaletli davranmaya ve terörle mücadelede yardımlaşmaya ancak bu şekilde ikna edebiliriz. Barış misyonundan uzak duran Türkiye’ye karşı Amerika, PKK konusunda verdiği sözleri tutmayacaktır. Ahlâki olmasa bile gerçek budur!
Barış görevinin Türk askerini orada Hizbullah’ın hedefi haline getirmesinden korkanları hafife alamayız. Doğru ama bu riski gidermenin çaresi içimize kapanmak değil, diplomasi kartlarımızı İran’a karşı iyi oynamaktır.
Müslüman bir Avrupalı devlet olarak görevimiz, adil bir barış için ağırlığımızı arttırmaktır, kabuğumuza çekilmek değil!
Görev çağırıyor
Hükümet, Türkiye’nin bölgesinde taşıdığı iddiaya yakışan kararı aldı.
Haberin Devamı

