Türkiye elinden geleni, hatta fazlasını yaparak Avrupa'nın ezberini bozdu.
AKP iktidarının ortaya koyduğu irade ve çaba, Türkiye'ye vicdan huzuru içinde adaletli bir karar bekleme hakkını veriyor.
Şimdi, sahip olduğunu söylediği değerleri Avrupa Birliği gerçekten temsil ediyor mu; sıra bunun ispatına gelmiştir.
Tayyip Erdoğan dün Washington'da mesajları açık, entelektüel düzeyi yüksek, etkileyici bir konuşma yaptı.
Dünya barışı için Türkiye'nin büyüyen rolünü algılamaya başlayan Batılı karar vericileri, adeta omuzlarından tutup sarsan sözler söyledi:
"Türkiye Müslüman kimliğiyle çağdaş değerler arasında bir senteze dayanan siyasi Magna Carta'sını daha da ileri noktalara götürerek çağdaş değerler sisteminin aktif bir öznesi olmak istemekte ve böylece dünyanın önüne herkesin ilham alabileceği yeni bir Rönesans perspektifi koymaktadır.
Ben, çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkenin en çok oyu alan partisinin lideri olarak, seçimden sonra AB ülkelerini ziyaretine çıkarak sadece AB üyeliğine kabul edilmeyi istemek için değil, tüm dünyayı yeni rönesansa davet ettim.."
Konuşmayı kimin yazdığı bizce o kadar önemli değil..
Söyleyenin bunları inanarak söylemesi, inandığını iktidardaki partisinin eylemleriyle kanıtlaması ve bir Türk olarak bu sözlerin beni heyecanlandırması daha önemlidir.
11 Eylül sonrasının dünyası, demokrasi standartlarını kabul eden Müslümanların ne kadar büyük kazanımlar sağladığını kanıtlamak zorundadır.
Demokrasi uygarlığı bu fırsatı sadece Türkiye ile kullanabilir. Başka bir örnek yok çünkü.
Kopenhag'ta süren çetin pazarlıkları sonuçta bu düşüncenin etkileyeceğine ve Türkiye'ye bir tarih verileceğine inanıyorum.
Son çabalarımız, bizden istenen şartları gerçekleştirmekte göstereceğimiz sürate bağlı olarak, müzakere tarihini daha da erkene alabilecek bir esnekliği kabul ettirmek olmalı.
Alkışlıyoruz..
AKP'nin haklı uyarılar karşısında gösterdiği uzlaşmacı tavır ümit veriyor.
Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağını kaldırmak amacıyla hazırlanan Anayasa değişikliğinde (madde 76) gereken yapılmış ama fazladan, terör, rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk gibi suçlardan hüküm giyenlere milletvekilliği yolu açılmıştı.
Bu da, madde metninde yer alan "affa uğramış olsalar bile" ibaresi çıkarılarak yapılmıştı. Tam bir "kaş yaparken göz çıkarma" komedisi..
Önceki gün bu sütunda "Acaba AKP, ilerde kurtarmaya mecbur kalacağı başka isimler için tedbir mi alıyor?" diye sorup, bu suçları işlemiş olanların eline milletin kaderini teslim etmemek gerektiğini yazdık.
CHP'nin bu itiraza sahip çıkması ve AKP'li üyelerin de ikna olması sonucu dün TBMM Anayasa Komisyonu yanlışı düzeltti.
Teşekkür ediyor ve demokratik toplumun erdemlerini hayata kazandıran bu işbirliğinin hep sürmesini diliyoruz.
Gönül huzuru ile
Türkiye elinden geleni, hatta fazlasını yaparak Avrupa'nın ezberini bozdu. AKP iktidarının ortaya koyduğu irade ve çaba, Türkiye'ye vicdan huzuru içinde adaletli bir karar bekleme hakkını veriyor.
Haberin Devamı

