AKP’nin ay başında Ankara için yaptırdığı seçim anketinden inanamadıkları bir sonuç çıktı.
CHP adayı Murat Karayalçın’ın, Melih Gökçek’le arasındaki farkı yüzde 5’e kadar indirdiği görüldü.
Anket, 9 Aralık’ta bir seçim yapılsa Gökçek’in yüzde 40, Karayalçın’ın yüzde 35 oy alacağını belirliyordu.
ANAR’ın masaya koyduğu tablo telâş yaratınca partinin iş yaptığı öteki araştırma şirketi Denge devreye sokuldu.
Oradan daha kötü bir haber geldi:
ANAR anketini izleyen iki hafta, Gökçek’in hızla erimesini ve Karayalçın’ın öne geçmesini sağlamıştı. Karayalçın yüzde 32,2’ye yükselirken Gökçek yüzde 29,8’e gerilemişti.
Gökçek psikolojik bir eğimde paldır küldür iniyor. Freni tutar mı bilinmez. Çünkü CHP’li Kılıçdaroğlu ile yaptığı
TV düellosunda cilâsı bozulmuş foyaları çıkmıştır.
Partisi onu kurtarır mı, şüpheli. Çünkü yaşadığı erime partiye de zarar veriyor.
Nitekim Denge’nin anketinde “Bugün milletvekili seçimi olsa oyunuzu hangi partiye verirdiniz?” sorusuna cevaplar, Ankara’da oyların yüzde 40’ının AKP’ye, yüzde 36,2’sinin CHP’ye gideceğini ortaya koymuştur.
Bu dağılım 22 Temmuz 2007 seçimine göre AKP’nin Ankara’da yüzde 6,7 kayba uğrarken CHP’nin yüzde 6,3 yükseldiğini ifade ediyor.
Değişimin başka illerde de aynı ölçekte yaşandığını iddia etmek kolay değildir.
Burası bir memur kenti; yolsuzluklar, hukuk ihlâlleri seçmeni etkiliyor. Gıda ve kömür yardımlarının yönlendirdiği oyların sonuca etkisi ise öteki kentler kadar olmuyor.
Ankara’da AKP’nin Gökçek’le seçime girmesi CHP’nin şansını artıracaktır. O nedenle TV tartışmasında suçluların telâşını ve gürültücü saldırganlığını yansıtan Gökçek, partisi tarafından son anda aday gösterilmeyebilir.
Partinin sırlarına vakıf biri olan Gökçek’in sessiz kalmayacağını bile bile Tayyip Erdoğan böyle bir operasyonu göze alabilir mi?
Bir-iki gün içinde bunu öğreneceğiz.
Ama her durumda CHP’nin Ankara’da şansı ve umudu artmıştır.
Baykal örgütünü “Silkeleyin düşecek” sloganı ile motive etmenin kozlarını başkentte ele geçirmiştir!
Susacaklar mı?
Önceki gün hukuk devletinin siyasi hesaplarla katledilmesine tanık olduk.
Anayasa Mahkemesi’nin hukukçu olmayan başkanı Haşim Kılıç, mahkemenin karar alma usulüne aykırı olan ama Başbakan’ın hoşuna gidecek bir açıklama imal (!) etti:
Bununla Danıştay’ı Anayasa’yı ihlâl etmekle suçladı.
Mahkemenin 8 üyesi açıklamanın Anayasa Mahkemesi’nin görüşünü yansıtmadığını ilân ederken Danıştay Başkanlar Kurulu da Haşim Kılıç ile safında hareket edenler için “hem kendilerinin hem yargının saygınlığını zedeliyorlar” değerlendirmesi yaptı.
Yüksek Seçim Kurulu’na gelince... Oradan da “cevap vermeye değmez” değerlendirmesi çıktı.
Haşim Kılıç dün hâlâ yerinde oturuyordu. Oysa Anayasa Mahkemesi Başkanlığı unvanını hak etmiyor artık.
Çünkü tarafsızlığını kaybetmiştir.
Kendisini bitirirken yüce mahkemenin itibarına da zarar vermiştir.
Eğer Gül’den sonra AKP’nin oyları ile Cumhurbaşkanı seçilmek için bu ihlâlleri göze aldıysa ölçüyü kaçırmıştır. Artık tarafsızlık isteyen hiçbir makam ona uygun olamaz!
Barolar ve hukuk fakülteleri başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları yüce mahkemeyi kurtarmak için neden hâlâ susuyor?
İtiraz etmek için ne bekliyorlar?
Gökçek kumarı
Haberin Devamı

