Gizli tanık!

Haberin Devamı

Ergenekon iddianamesi ile eklerinin ulaştığı hacim 100 bin sayfayı geçti deniliyor.

Geçerse geçsin, önemli değil. Önemli olan çığ gibi büyüyen bu belgelerin arasında kaybolma tehlikesidir.

Sonuçta yığınla insan kirletilecek, acı çekecek, kimi hastalanacak, kimileri ölecek ve buna rağmen gerçek suçlular karambolde kaybolacak..

Korku veren ihtimal asıl budur!

Sadece sahte haham Tuncay Güney’in ifadelerinden birinci iddianamenin omurgası oluştu. İkinci iddianamede 9 gizli tanığın anlattıkları, yine yığınla insanı töhmet altına sokuyor.

Bu tanıkların çoğu suça bulaşmış insanlardır ve gizli tanıklıklarının kabul edilmesi onlara yeni bir hayat kurma şansı kazandıracaktır.

Siz olsanız böyle bir şansı elde edebilmek için, makbule geçeceğine inandığınız her türlü yalanı söylemez miydiniz?

Bugünkü VATAN’da gizli tanıkların anlattıklarını okuyabilirsiniz. Ama yukarıdaki uyarının ışığında okuyun...

Mesela “Poyraz” kod adlı gizli tanığın iddialarına dönük üstünkörü bir kontrol bile söylediklerinin çoğunun hayal ürünü olduğunu ortaya koyuyor.

Poyraz şöyle üfürmüş:

“Fener-BJK derbisi öncesinde Sedat Peker Beşiktaşlı Sergen ile Tümer’i çağırdı ve maçı kaybetmeleri için talimat verdi. İstek yerine getirildi ve Aziz Yıldırım Peker’e yüklü bir ödeme yaptı!.”

Kanunsuzların orkestra kurduğu yerde mafya başkemancı olur.

Doğru ama denilen şeyler olmuş mu?

Savcılar küçük bir zahmet edip maçı yazan gazeteleri getirtselerdi Poyraz’ın hayal ürettiğini anlar ve ifadesini dosyaya koymazlardı.

Çünkü o gazetelerin hepsi BJK yenilse de Sergen’in çok iyi oynadığını, Tümer’in de ihanet içinde olmadığını yazıyorlardı.

Biliyorum, şu denilecektir:

“Doğrulayan başka sağlam deliller olmadıkça salt gizli tanık ifadesiyle kimseyi mahkeme mahkûm etmez..”

Doğru ama o suçlamalar yüzünden gözaltında ve cezaevinde yaşanan acılar?

Sizi hasım belleyenlerin bu ifadelere dayanarak sırtınızdan, onurunuzdan, hatta canınızdan menfaat sağlamaları?

Bunlara ne demeli?

Savcıların ve hâkimlerin görevi elbette darbeci örgüt varsa bunu ortaya çıkarmaktır.

Ama masum insanların haysiyetlerini ve yaşam haklarını, çoğu siyasi amaçlı olduğu bilinen tertip ve iftiralara karşı korumak da en az o kadar önemli görevdir.

İşleri zor, biliyoruz.

Tanrı yardımcıları olsun..

Şahin’e doping!

Deniz Feneri deyince iktidar dümeni kırılmış tekneye dönüyor.

Alman mahkemesinden dosya gelecek diye aylarca bekledik. Sonra “tercümesi yapılıyor” bahanesiyle haftalar, aylar geçti.

Yeni öğreniyoruz ki Adalet Bakanı Şahin aylardan beri milleti uyutuyormuş!

“Tercüme ediliyor” denilen dava dosyası zaten tercüme edilerek Türkiye’ye gönderilmiş.

CHP lideri Baykal dün Başbakan’a çok yerinde bir soru soruyordu:

“Siz Deniz Feneri’ni ve sanıklarını koruyacaksınız diye Türk halkına bu kadar kaba yalan söylenmesine nasıl göz yumarsınız?

O yalan ortaya çıktıktan sonra o insanın Adalet Bakanı diye dolaşması Türk halkına hakaret değil midir?”

Eli kulağında bir kabine değişikliği var.

Başbakan “bu olayda çok yıprandı” diyerek fırsattan istifade Şahin’i Adalet Bakanlığı koltuğundan alır mı?

Korkarız ki tersi olacak, Baykal’ın haklı eleştirisi, Mehmet Ali Şahin’i koltuğuna yapıştıran tutkal etkisi yapacaktır.

İktidarlar durduk yerde erimiyor!


DİĞER YENİ YAZILAR