GGK

Haberin Devamı

AKP iktidarının kurduğu düzene bir ad vermek gerekse “Garip Gureba Kapanı” demek yanlış olmaz!

Başarısızlık halinde bile seçim kazanmayı garanti eden bir sistem dünyada yok.

Tayyip Erdoğan’a bu buluşu onur kazandırmaz ama kolay kolay seçim de kaybettirmez!

“Kendi zenginlerimi yaratacağım” diye kamu kaynaklarını yağmalayarak halkı soyan ve yoksullaştıran iktidarlar dünyanın her yerinde sandık yoluyla tasfiye edilirler.

Ama bizde mekanizma çalışmıyor.

Hatta tersine işliyor.

Fakirlik yaygınlaştıkça gıda ve kömür yardımlarına muhtaç kitle büyüyor.

Bu durum, ilerde daha beter hallere düşmemeyi AKP’nin iktidarda kalmasına bağlı gören yoksul seçmenlerin azalması şöyle dursun çoğalması anlamına geliyor.

Devletin bu hizmete ayırdığı parayı yatırımlara yönelterek istihdam yaratması elbette daha akılcı, daha onurlu ve adaletli bir yoldur. Ama böyle bir tercih AKP’ye seçimde ihtiyacı olan yüksek oy desteğini getirmez.

Başbakan Erdoğan, partisinin Kızılcahamam toplantısında dün “fakir fukara, garip gureba tezgâhı”nı savunarak devamı konusunda örtülü güvence veriyordu:

“Bu millet bir çuval kömüre ve una oyunu satmayacak kadar onurludur!”

Boş lâf... Muhtaç duruma düşen insan teşekkür borcu altına girdiği partiden oyunu esirgemez. Yardım alıp oyunu başka bir partiye verirse asıl bunun onursuzluk olacağını düşünür.

Başbakan bilmez mi?

“Garip Gureba Kapanı”nı icat eden kurnazlık elbet bunu bilecektir.

Başarısız duruma düştüğü halde kurtulamadığı bir iktidara mahkûm olmak toplum için yalnız onur kırıcı bir teslimiyet değil, elle tutulur felâketler de getirir.

Siyasi muhalefet bu kapanı kırmanın çaresini mutlaka bulmalıdır!


***



Hamdolsun!

Herkes krize karşı tedbir paketi bekliyor.

Ama biraz daha bekleyeceğiz.

Çünkü IMF ile yapılacak anlaşma ortaya çıkmadan bir paket oluşturulamaz!

Yine de AKP kurmayları, her uyarıyı değerlendirerek ellerini güçlendirmekten geri kalmamalı.

Mesela BBC’ye konuşan York Üniversitesi profesörü David McNally yüksek cari açık nedeniyle krizin en yoğun etkilerinin Türkiye’de yaşanacağını öne sürdü.

Bunun öncü sarsıntılarını yaşıyoruz zaten.

Emekçi örgütleri dün Ankara’daki mitingde, teğet geçti denilen krizin çalışanların kalplerine saplandığını avaz avaz bağırdılar.

İktidarın basiret eksiği tescilli kurmayları IMF ile tartışırken Prof. McNally’nin şu uyarısını mutlaka dikkate alsınlar:

İngiliz profesör, ekonominin durgunluğa girdiği bir aşamada devletin de harcamalarını kısmasının durgunluğu ve işsizliği daha çok arttıracağını hatırlatıyor.

“IMF verdiği paraları geri alabilmek için kamu harcamalarında kısıntı isteyecektir dikkat edin” diyor.

Dikkatli olmalı, böyle durumlarda devleti soydurmamanın önemi çok artıyor.

Oysa Deniz Baykal’ın dediği gibi yolsuzluk artık ülkemizde “arızî” değil sistemli hale gelmiştir.

Başbakan dün “Aramızda yanlış yollara tevessül edenler olursa bunlara bundan sonra da müsamaha göstermeyeceğiz” diyordu. Herhalde içinden gülüyordu!

Yazarımız Cengiz Aktar, iktidarın değiştirdiği Kamu İhale Yasası’nın yolsuzluğa davetiye çıkardığını belirterek, onay vermemesi için Cumhurbaşkanı Gül’e çağrı yaptı dün.

Herkes krizde inlerken AKP’lilerin “hamdolsun” demeye devam etmesi için böyle yeni vurgun kapıları açmak gerekiyor olabilir.

Ama Cumhurbaşkanı bu oyunlara alet olmamalı!

DİĞER YENİ YAZILAR