Taraf doğru bir teşhis koymuş.. Gezi Parkı için Türkiye’nin en renkli, en sahici muhalefeti diyor.
“Her yer Taksim, her yer direniş” diye yola çıkan hareket, yabancı katkısı taşımayan öz be öz Türk Malı bir çağrıdır.
Birinci yaşgününü idrak etti.
Bedeli ödenmiştir. Ruh kazanırken genç insanlar hayatlarını feda etmiş, birçoğu gözünü kaybetmiştir.
Başbakan Yardımcısı Arınç, can kayıplarını hatırlatarak yıldönümünde kutlama değil anma töreni yapmak gerektiğini savunuyor ama bunda haklı değil.
Çünkü Gezi, halkın, hele de genç kuşakların varlığından mutluluk ve güven duyduğu bir değer haline gelmiştir.
İleri ülkeler hayranlık ve kıskançlık duygularını saklamıyorlar.
O nedenle Gezi kutlanmayı hak eden büyük bir ittifaktır. Başarıdır.
O kadar büyük bir şemsiyesi var ki altında herkes kendine yer bulabilir. Siyaset üstü, inançlar üstü yapısı uygar toplumların dikkatini ve hayranlığını çekmiştir.
Gezi Parkı, kendini sürekli yenileme yeteneğine sahip bir çağdaşlık projesidir.
Başbakan’ın şu sözleri...
“Bu Geziciler var ya bu Geziciler fikri olmayanlar artist müsveddeleri ölümler yaşansın diye isyan çağrısı yapıyorlar.”
Hiçbir gerçeğe dayanmayan zalimce bir suçlamadır bu.
Özel yetkili savcı terörünü hatırlatıyor ve demokrasinin paydaşlarını birbirlerinin yüzüne bakamayacak hale getirerek toplumsal barışı zor bir uzaklığa itiyor.
Gezi ruhunu severek paylaşmalıyız. Aksi halde bu gergin ve sağlıksız havayı solumaya mahkûm olacağız.
Nükleer santral
Soma faciası, güvenlik tedbiri almakta ne kadar yetersiz olduğumuzu bize acı bir dersle öğretti.
Şimdi şunu biliyoruz ki, madende farklı bir güvenlik denetimi düzeni kurulu olsaydı o facia yaşanmayacaktı.
Devlet yapınca böyle de özel sektör üstlense daha mı güvenli olacaktı?
Hayır. Devlet veya özel sektör, bizde fark etmiyor.
“Bize bir şey olmaz” adam sendeciliği genlerimize işlemiş.
Türkiye bir deprem ülkesi.
Soma’nın savunmasız hali ile gündeme gelen denetim zaafiyeti, maden faciası sayesinde hatırlandı birkaç gün sonra unutuldu.
Oysa hayati önemde bir mesele duruyor karşımızda:
Son yılların en büyük nükleer kazası Fukuşima’da yaşandı.
O facia bir deprem sonrasında meydana geldi.
Aynı risk bizim için de geçerli.
Japonlar bile güvenliği garanti altına alamadığına göre bizim müstakbel nükleer santralı kimler koruyacak?
Soma dersi haddimizi bildirmedi mi?
Gezi şemsiyesi: Herkese yer var
Haberin Devamı

