Kutuplaşmanın doğurduğu çatışma şartlarında akıl sağlığımız tehlikeye girdi.
Meselâ meclisteki dört partiden ikisi hakkında kapatılma istemiyle dava açılmıştır. Üçüncü parti de izleme altındadır.
Bu durum Türkiye’deki hukuk düzeninin rezilliği midir, yoksa rejimin hedef olduğu tehdidin ne kadar ciddi boyutlara ulaştığının resmi mi?
Çare “koyverin gitsin”mi olmalı, yoksa laik rejimi hukukun içinde kalarak korumak mı?
Bu ayırımı bile yapamayanlar var!
Başbakan dün Saraybosna’dan yine medyaya yüklendi.
“Maalesef gerilimde medya çok büyük rol oynuyor”muş!
Böyle konuşurken milletin idrakine hakaret etmiş duruma düşeceğini aklına getirmiyor..
Öyle uzlaşma olmaz
Anayasa’nın değiştirilemez laiklik ilkesine türban yasağını kaldırmak için saldıran AKP’dir.
Kapatılma davası, iktidarın öteki dinci icraatı ile doldurduğu bardağı türban hamlesi ile taşırdığı için açılmıştır.
Aynı AKP pişmanlık gösterip adalete sığınacak yerde yine Anayasa’yı değiştirerek bu defa yargıdan kaçmanın tertiplerine kapılmıştır.
Şimdi... İktidar partisinin göze aldığı kamikaze eylemleri ile onu durdurmaya yönelik çabaları, gerilimin eşit ağırlığa sahip sebepleri olarak görmek ayıp değil mi?
Başbakan “Uzlaşma mesajı vermeye devam ediyorum” diyor. Uzlaşma dediği meclis çoğunluğu ile her şeyi yapabilme hakkını hepimizin kabul etmesidir.
Bu üslup uzlaşma değil “teslim olun” dayatmasıdır. Başbakan uzlaşma karşılığında nelerden vazgeçeceğini açıklamalıdır millete.
“Eğer ülkem kazanacaksa biz kaybetmeye hazırız...”
Erdoğan bu sözü tekrarlamayı seviyor. Ama içi doldurulmadıkça boş lâkırdı olarak kalacaktır.
Meselâ şu dinci gündemin peşinde koşmaktan vazgeçseler AKP bir miktar radikal oyu kaybedebilir. Ama ülke çok şey kazanır.
Hatta iddia ederim ki AKP, küstüreceği kökten dinci oyların bir kaç kat fazlasını ılımlı yığınlardan alacaktır o zaman.
Gerilim savunmadır
AKP’nin kurtulma telâşı, laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline getirildiğinin itirafı yerine geçebilir.
Partinin hazırladığı anayasa değişikliği, parti kapatma davalarının terör ve şiddet bağlantısı ile açılabilmesini ve Meclis’ten izin alınmasını öngörüyor.
Öyle bir şey olamaz. Fethullah Gülen’in kasetini dinlerseniz sebebini anlarsınız.
Hoca “devletin bütün anayasal müesselerindeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar” beklemeyi ve “erken vuruş” yanlışından sakınmayı öğütlüyor müritlerine.
AKP’nin önerisi rejimi korumaz sadece Fethullah Hoca’nın örgütlenme modeline kolaylık sağlar.
Ve zamanı geldiğinde, kapatma davası açacak bir savcı dahi bırakmaz ortada!
Gerilim, sebeplerine çare bulunduğu için düşmeli düşecekse; uyuşturucu verildiği için değil!
Gerilim kötü mü?
Haberin Devamı

