Memur kökenliler hariç devletten maaş alan 7 milyon 327 bin 820 emekli var.
Bunlar basit bir hesapla 12-13 milyon seçmen demektir.
Siyasi iradelerini aynı noktada birleştirdikleri zaman iktidarı başka bir kesimin yardımına ihtiyaç duymadan değiştirebilecek bir güçtür...
Bu insanlar uzun zamandan beri yoğun bir propagandanın hedefi durumundalar.
Maaş zammının bakan yerine Başbakan’ın açıklayacağının ilân edilmesi “müjde beklentisi”ni tatmin edecek bir artışın işareti sayıldı haklı olarak.
Büyük bir hataydı tabii... İktidar bunu hep yapıyor, her defasında tokat yediği halde açılım siyasetlerinde yaptığı “yüksek beklenti yaratma” yanlışını sürekli tekrarlıyor.
O nedenle emekli zamları da dün hemen hiçbir işçi kuruluşunu tatmin etmedi.
Hatta hak ettiğinden daha fazla eleştiri aldı.
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, maaş artışının yeni yıla girerken yapılan yüksek oranlı akaryakıt, içki, sigara, köprü, otoyol zamlarının aile bütçelerinde yarattığı açığı dahi karşılamadığını söylerken haklıydı.
Görgün, kirada oturan üç kişilik bir ailenin son zamlarla aylık masrafının 105 TL arttığını, 63 TL’lik ücret artışı düşüldüğünde 42 TL açık kaldığını hesap etmiş.
Maaş artışı propagandasının dozu ile gerçekleşme tatminsizliği arasındaki çelişkiyi şu sözlerle ifade ediyor:
“Eşeğini kaybettirip sonra semersiz olarak bulduruyorlar ve emeklilerden sevinmelerini istiyorlar!”
Propaganda gıda gibidir. İktidarların beslenip büyümesini sağlar.
Ama fazlası “gıda zehirlenmesi” gibi “propaganda zehirlenmesi” yaratıyor.
Geçmiş olsun!
Telekulak’a Demirel raporu
Ergenekon savcılarının yürüttükleri darbe soruşturmasında eski Cumhurbaşkanı Demirel’in birkaç kez adı geçmiş.
Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Fırtına’ya “Demirel’in darbe faaliyetlerinden haberi var mıydı?” ve “Size Demirel’den mesaj getiren oldu mu?” gibi sorular sorulmuş..
Dünkü VATAN ve Milliyet’te emekli komutanın bu sorulara tepki göstererek iddiaları reddettiğini okuduk. Peki Demirel ne dedi bu duruma?
Telefonda bana “Kimseye ‘git şuna şunu söyle’ demedim, demem” diye başladı ve ekledi:
“Bu sorulara fazla anlam veremedim doğrusu. Ben açık bir adamım. ‘Sandık’ diyen adamım. Bu yüzden ‘sandıksal demokrasi’ diye üstüme geldiler. Ben memleketin huzurundan yanayım. Bundan sonra talip olduğum bir rol de yok. Bana bir şey izafe edemezler. Etmeye kalkan olursa beni çarpmaz, kendisini çarpar!”
Demirel beklenmedik bir şey söylemiyor. Yani fazla haber değeri taşımıyor yazdıklarım. Ama telefondaki konuşmayı dinleyenler eksik kayıt yapmış olabilirler.
Malûm işleri çok yoğun; kolaylaştırmak lâzım!

