Sekseninci yılda halâ cumhuriyeti demokrasiye dönüştürme çabalarına direnenlerin yarattığı gerginlikleri yaşıyoruz.
Komünistler ve siyasi islamcılar, parti kurma hakları olmadığı için Türkiye'de yıllarca takıyye yöntemini kullandılar.
Takıyyenin sermayesi yalandır. Siyaseti, gerçekle yalanın karşılaştığı bir çatışma alanına çevirmenin her türlü köktenciliğe davetiye çıkardığı kuralı, kendini ülkemizde de tekrarlamıştır.
Demokrasi, farklı siyasi ve dini inançlara sahip insanları bir arada yaşatır. Atatürk akıl ve bilim yoluyla çağdaş uygarlığı hedeflemişti.
Seksen yıllık maceramız yine de bir mucizedir ve İslâm dünyasındaki tek örnektir.
Fakat elde ettiğimiz aşamalara rağmen, demokratik kurallar temelinde istikrarlı bir bütünlük kazandığımız söylenemez.
Birleşen uçlar
Evet Milli Görüş'ten türeyip Milli Görüş'ü reddeden bir parti iktidara gelmiştir ama İslâmi radikalizm tehlikesinin doğurduğu endişeler aşılamamıştır.
AKP'nin oy kaygıları ile İslâmi seçmen tabanını tatmine yönelik çabaları, bu endişeleri canlı tutmakta, daha fenası, laik köktenciliğe sermaye üretmektedir.
Düne kadar bu iki hasım grup Türkiye'nin Batı ile bütünleşmesine ve AB'ye üye olmasına karşı olmakta birleşiyorlardı.
Köktenci laikler, Cumhuriyet kutlamaları nedeniyle düzenlenen panellerden belli ki "Üçüncü Dünyacılık" ideolojisine takılı kalmakta, Atatürkçülük adına, Atatürk'e haksızlık pahasına direnmektedir ama "gizli kökten dinci" diye suçladıkları iktidar partisi, AB ile bütünleşmenin bayraktarlığını yapmaktadır.
Darbeci kafa
Dün Ankara'da rektörlerin ve üniversite hocalarının katıldıkları yürüyüş, gerginlik zeminlerinin, zararlı ve utanç verici niyetler için ne fırsatlar yaratabileceğini gösteren bir ibretti.
Atatürk'e, cumhuriyete ve eserlerine bağlılık için yapılan yürüyüşte "Ordu göreve" bez afişleri ve pankartlarının amacı ve anlamı nedir?
Orduyu darbeye kışkırtan bu utanmazlık Atatürk'e ve Cumhuriyet'e yapılabilecek en ağır ihanet değil midir?
Elli yılda yaşanan üç askeri darbenin Cumhuriyet'i korumadığını, sadece hastalıklarını azdırdığını görmeyen kaldı mı?
Rektörler keşke demokrasiye ihanet belgesi olan o pankartları kınamaktan daha fazla bir şey yapabilmenin, o gölgeyi defetmenin cesaretini gösterebilselerdi.
Çünkü bir gericiliğe meydan okumak için, öbür gericiliğin desteğini kabul etmek, Atatürkçülük ülküsüne ve onun değerini bilen milletin gücüne güvenmemektir.
Oysa millet bu güveni hak ediyor. Ona bayramı zehir etmeyelim!
Gerginlik kime yarar
Sekseninci yılda halâ cumhuriyeti demokrasiye dönüştürme çabalarına direnenlerin yarattığı gerginlikleri yaşıyoruz
Haberin Devamı

