Gerginliği düşürelim

Haberin Devamı

Hiçbir iktidar seçime giderken üniversiteler karışsın, öğrencilerle polis karşı karşıya gelsin istemez.

Son olaylar AKP’yi endişeye düşürüyordur.

Ama ah şu yiğitliğe gölge düşürmeme iddiası yok mu; her şeyi o inat berbat ediyor.

Hafta sonunda polisin aşırı güç kullanarak ezdiği gençler çatışmak ve kırıp dökmek için sokağa çıkmış değillerdi.

Öyleyse o acımasızlık neden reva görüldü onlara?

Bu sorunun cevabını Başbakan’ın onları molotof kokteyli taşıyor sanmasında aramak gerekiyor. O haksız önyargı ile verdiği karar polise talimat olarak yansıyınca olan olmuştur.

Yanlış şartlanma

Her şeyden önce kolluk gücünün gösteri hakkını kullanan toplulukları düşman gibi görme alışkanlığından kurtarılması gerekiyor. Birinci tedbir bu olmak zorundadır.

Başbakan, katıldığı gelişmiş ülkeler liderleri zirvelerinde polislerin protesto eylemi yapan azgın kalabalıklar karşısındaki sabrını görmüyor mu?

Silâhsız, sopasız gençlerin üstüne gitmek yerine kalkanlı polislerle eylemciler önünde set oluşturmak niçin tercih edilmiyor?

Başbakan bizce yanılıyor:

Eylemlerin dozunun artmasında medyanın yayınları mı yoksa bir göstericiye çocuğunu düşürten polis tekmesi ile başka bir göstericinin sağlam girdiği polis merkezinden burnu kırılmış halde çıkması mı sebep olmuştur?

Mutsuz gençlik

Unutulmamalı ki yoksulluk ve okul bittikten sonra işsiz kalma korkusu yüzünden gençlerin çoğu zaten gergin mutsuz ve umutsuzdur. İktidarın kurumları ve özgürlükleri sürekli budayan icraatının uyandırdığı tedirginlik de bunların üstüne biniyor.

Siyasetin performansını yeterli bulmayan bir gençlik kesimi, muhalefetin mayalanmaya başladığı yeni bir alan gibi görünüyor.

Gençlik 12 Eylül darbesi nedeniyle uzun bir siyaset perhizi yaşadı. Ülke sorunları ile ilgilenmeleri yerinde ama kendilerini ifade etmek yolunda yumurtaya takılıp kalmaları yanlıştır.

Dinletmek için dinlemeyi de bilmek lâzım. Gençlere ait düşünce zeminleri, konuşmaya davet edilen kişilere kurulan tuzak durumuna dönüşmemeli.

Ama asıl sorumluluk iktidara ve Başbakan Erdoğan’a düşüyor.

Erdoğan, kendinde ilâhi misyonlar vehmeden “Koskoca Başbakan” olmaktan çıkıp yetkileri hukukla sınırlanmış bir devlet adamı ve siyasetçi kimliğine ne kadar çabuk girerse o kadar iyi olur.

Konuşmalarındaki gerginliğin polisin tutumuna acımasızlık derecesinde sertlik olarak yansıdığını görmelidir.

Dünkü konuşmasında da göstericileri “İllegal örgütler içinde yer alan tipler“ diye tarif etmesi haksızlıktı.

Üstelik gereksiz bir kışkırtma idi.

İktidar havadaki bu gerginliği düşürmenin çaresini bulmalıdır.

Bunun şartı kibirden arınmak, sabır göstermek ve üniversiteye polis sokma mecburiyetine mahkûm olmamaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR