Gerginliği aşalım

Gerginliğin bir an önce aşılması gerektiğini savunan görüşler yerden göğe haklıdır...

Haberin Devamı

Gerginliğin bir an önce aşılması gerektiğini savunan görüşler yerden göğe haklıdır.

Bu yüzden uğradığımız moral kayıplar ve ekonomik zararlar tek kelime ile ayıptır. En kısa zamanda kurtulmalıyız ama nasıl?

Öncelikle rejimin temelini dinamitlemek isteyen bu hain saldırı hiç bir karanlık noktası kalmadan aydınlatılmalı, tetikçiler ve onları yönlendiren ihanet patronajı en ağır cezalara çarptırılmalıdır.

Suçluların yakalanmış olması gerginliği aşma sorununun yansını çözüyor.

Öteki yarısı, toplumun rejimle ilgili kaygılarını dağıtmak ve yerine güven duygusunu yerleştirmektir.

Onun yolunu da dün Mısır'a giderken
Başbakan söyledi:

"Biz varsa yoksa demokrasimizi daha güçlü hale getirmenin, laikliği ve hukuku daha güçlü hale getirmenin gayreti içinde olmalıyız."

Lâf altında kalmaz
Başbakan bu gayreti kimden istiyor?

Eğer çağrısına olumlu bir karşılık almak istiyorsa bu gayreti herkesten önce kendilerinin sahiplendiklerini kanıtlamaları gerekir.

Başbakan halâ Kasımpaşalı refleksi ile lâf altında kalmayacağını gösterme gayreti içinde hata yapmaya devam ediyor.

Dünkü mesajı doğrudur ama kendilerini "sütten çıkmış kaşık" gösterme inadı inandırıcılığını yok ediyor. Boşuna zorlamasın, sağduyu sahiplerini iktidarın mağdur olduğuna inandıramaz. Türban ve imam hatip ekseninde biriken gerilimin kanlı bir patlamaya kadar tırmanmasında iktidarın günahı ve suçu vardır.

Bunu inkâr ederek uzlaşma olmaz, gerilim kalkmaz. Çünkü öyle bir durumda "Laikliği güçlendirme gayreti içinde olmalıyız" sözlerinin hiç bir değeri kalmayacaktır.

İmam hatiplerle ilgili karar üzerine Danıştay'a 12 Şubat'ta ne dediğini Başbakan hatırlasın: "Efendi!.. Bu senin değil Diyanet'in işi. Herkes yerini bilmeli."

Yargı kararlan eleştirilebilir ama Başbakan'ın yaptığı eleştiri değil, Danıştay'ın varlığını inkâr etmektir, elinden gelse yok etme isteğini açığa vurmaktır.

Kriz yönetimi sıfır
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök Danıştay'a saldırı sonrasında yükselen toplumsal tepki için "Bir tek olaya reaksiyon olarak kalmamalı, daimilik kazanmalı" demişti.

Başbakan bu söze alınmış.

Dün "Geleceğe yönelik olarak bu tür eylem ve tepki içerisinde olmayı beklemek, bunlara yönelik tavsiyelerde bulunmak asla doğru bir yaklaşım değildir" dedi.

Keşke makamına çağırıp bize duyurmadan yüzüne söyleseydi bunları. Belki gereksiz bir alınganlığa kapıldığını anlardı. Çünkü bizce Orgeneral Özkök'ün muradı, süreklilik kazanmış bir toplumsal sahiplik şuuru ile cumhuriyetin korunduğunu görebilmektir.

Daha demokratik olan böyle bir sigorta hem rejimi, hem askeri korur çünkü.

Genelkurmay Başkanı'na bile paylama tonunda ve medya aracılığı ile cevap yollayan bir yönetim anlayışı tansiyonu düşürebilir mi?

Gerginlik istemiyorsa Başbakan üslubunu değiştirmeli, özeleştirinin erdeminden yararlanmayı bilmelidir.

DİĞER YENİ YAZILAR