Başbakan dün haklı bir tepki gösterdi. Ama yine büyük haksızlıklar yapmak pahasına...
Biliyorsunuz; WikiLeaks belgeleri arasında Başbakan Erdoğan’ın İsviçre bankalarında sekiz adet gizli hesabının bulunduğuna dair iddia da yer almıştı.
CHP’nin iddiayı araştırma konusu yapacağını açıklaması ve bazı gazetelerin haberi manşete çıkarması belli ki Başbakan’ı öfkeye sürüklemiş.
Konuyu siyaset malzemesi yapan CHP’yi “nezaketsizlik”le suçlayan Başbakan, haberi manşet yapanlara da “alçak” dedi!
Sebebi zor açıklanacak bir öfke idi.
Aslında şu kadarı yeterdi:
“Sadece atılan iftira üzerinden bunun hesabını istemek zavallılıktır. Olmayan şey ispat edilir mi? Benim İsviçre bankalarında bir Allah kuruşu (ne demekse) param yok ki ispat edeyim. Bunu ispat edin, ben bu makamda bir dakika durmam!”
Muhalefet hak etmedi
İspat borcu elbette iddia edene aittir.
Başbakan bu hukuk kuralının sistematik olarak çiğnendiği bir ülkenin bir numaralı siyasi sorumlusu olabilir.
Ama yine de bu durum, onu belgesiz iddialarla suçlama hakkını kimseye vermez.
Başbakan’ın burada ihmal ettiği ayrıntı gizli banka hesabı iddiasının Amerikan hariciyesi belgelerinden kaynaklandığı gerçeğidir.
Muhalefet bu kadar ağır ifadelerle suçlanmayı hak etmiyor.
CHP araştırma ekibi kuracağını bildirdi ama Grup Başkanvekili Hamzaçebi “Delilleri ortaya konmadan bunları ciddiye almam” dedi.
MHP de yabancı bir ülkenin gizli belgelerini siyaset malzemesi yapmayacağını ilân etti.
Bu gerçeklere rağmen Başbakan “İsviçre bankalarından gizli hesabım yok” açıklamasını niçin tehdit kokan ve hakaret sözleri eşliğinde yapmayı tercih etti?
Türkiye’de haklılık desibelle ölçülür. Kim daha çok bağırır, bağırırken ne kadar tehditkâr olursa o kadar haklı, o kadar masum, o kadar temiz görünür halkın gözünde... Sebep bu mu?
Gerginlik kasıtlı gibi
Gerginlikten siyasi rant üretme hesabı güdülmese, sorun işin başında çözülebilirdi.
Türkiye ile ilgili belgeler WikiLeaks sitesinde pazarı pazartesiye bağlayan geceyarısı yayınlandı. Başbakan pazartesi günü Libya’ya giderken hakkındaki iddiayı biliyor olması gerekirdi. Bilmiyorsa, danışmanlarını değiştirsin.
Gazeteciler “Ağır ithamlar var, ne diyorsunuz?” diye sorduklarında dün söylediklerini söylese mesele kapanır, asabı bozulmaz, kimseye “Alçak” demek durumuna düşmezdi.
Oysa “Eteklerindeki taşın dökülmesini bekliyoruz” diyerek merakı tahrik etmiştir.
Bir itham kaç gün taşınır, buna kendisi karar verebilir fakat muhalefete ve medyaya tahdit koyamaz.
Ama yine de Başbakan’ın açıklaması müeyyidesini kendi koyan tutarlılığı ile örnektir.
Mesela Maliye Bakanı Şimşek, 2008’de Londra’daki bir toplantıda yatırımcılara “Elinizde Doğan Grubu hissesi varsa satın çünkü uzun süre ortada olmayacak” dediğine dair raporu sadece “kuru” denecek bir yalanlama ile karşıladı.
Oysa o da “İspat ettikleri takdirde bu makamda bir dakika durmam” diyebilmeliydi...
Bunu hâlâ yapabilir!
Gereksiz gerginlik
Haberin Devamı

