AKP’ye oy verenler, askere yargıya, üniversiteye hadlerini bildirmek gibi bir “özel amaç” ile mi hareket ettiler?
Bazı çevreler bu temennilerini seçim sonuçlarını değerlendirirken “tespit” gibi sunsalar da AKP’yi büyük başarıya başka nedenlerin götürdüğü anlaşılıyor.
Washington merkezli Pew Araştırma Merkezi’nin her 5 yılda bir yaptığı dev anketin Türkiye sonuçları bu görüşü destekliyor.
Araştırmaya göre “hükümetin insanların hayatında olumlu rol oynadığını” düşünenler 2002’de yüzde 7 iken 2007 yılında yüzde 61’e yükselmiş. Bu rakam dünyadaki en büyük yükselişi ifade ediyor.
Aynı şekilde önümüzdeki 5 yıl için kötümser olanların oranı yüzde 12 iken olumlu beklentisi olanlar yüzde 40 çıkmış.
Ekonomi ile ilgili iyimserlik de 5 yılda yüzde 14’ten 46’ya yükselmiş.
Bir kritik gösterge de, orduya duyulan güvenin yüzde 79 iken bugün yüzde 85 olması. Bu durum iddia edilenin aksine halkın askerle sıkıntısı olmadığını kanıtlıyor.
NTV’deki tartışma programında siyaset bilimi uzmanı Prof. Yılmaz Esmer Pew bulgularını destekleyen açıklamalar yaptı.
Kendi üniversitelerince yaptıkları anketi göstererek AKP’nin ocak ayındaki oy oranını yüzde 47 bulduklarını söyledi. O tarihte ne Köşk tartışması var, ne 367 şartı, ne Genelkurmay açıklaması...
- Hocam bulgunuzu niçin kamuoyuna açıklamadınız o tarihte?
- Çünkü kendim de inanamadım.
Prof. Esmer, seçim zaferini halktaki memnuniyet oranının özellikle son yılda zirve yapmasına ve sol tabanın da yüzde 20’de donmasına bağlıyor.
İşte bu tespit, devletin kurumları ile kavgalarını AKP üstünden yürütmek isteyenlerin tahriklerine karşı uyanık olmayı gerektiriyor.
Prof. Esmer iktidarın üç araştırma şirketi ile her ay toplumun nabzını tuttuğunu, bu nedenle bastığı yeri görmeye devam edeceğini söylüyor.
Bunu yapmayan, yani kör uçuş yapan CHP’dir ve onlar da marifetmiş gibi bu zaaflarıyla övünüyorlar.
Durum, hiçbir başarının sebepsiz olmadığını, sebeplerin de sanıldığından daha sade ve basit olduğunu öğretiyor.
Gül gol kaçırdı!
Gül’ün, şansını tekrar denemeye
Erdoğan’ı ikna ettiği anlaşılıyor.
Önceki teşebbüsünde önüne çıkarılan engeller, 22 Temmuz’da ortadan kalkmıştır.
Temsil yeteneği yüksek yeni meclisin aritmetiğinde Gül’ün mağduriyetine yönelen tepkilerin şöyle veya böyle etkili olduğunu inkâr edemeyiz.
AKP 367 sorununu bu defa aşacaktır. CHP Genel Başkan Yardımcısı Özyürek dün “Gül’e destek vermeyeceğiz” dedi ama öbür yanda iktidar partisinin 367 sorununu çözecek “ayarlama”yı yaptığını iddia etti.
Normaldir. Çünkü yeni bir krizden doğacak ikinci bir erken seçimi kimse göze almak istemeyecektir.
Gül’ün önü açılmış görünüyor. Artık liyakatini ispatlayacağı fırsatları değerlendirmeye bakmalı.
Dün AB’den gelen “Erdoğan şimdi laik azınlığın haklarını korumalı” zırvasına cevabı sorulduğunda millete “İşte cumhurbaşkanı olacak adam!” dedirtebilirdi.
Bunu başaramadı.
“Laik azınlık” sözü Türkiye’ye de, AKP’ye de hakarettir.
Gül ağzının payını verecek yerde bu sözün sahibinin kötü niyet taşımadığını söyleyerek adeta avukatlığını yaptı.
Türkiye’yi en yüksek derecede temsil
etme görevine talip bir siyasetçiden millet daha cesur, daha içi dolu, daha coşkulu ve inandırıcı bir tepki bekliyor!

