Gerçeği bekleyelim

Haberin Devamı

Kurumların birbirlerine güven duygusunu kaybettiği dönemlerde fesat odakları bayram eder.

Türkiye şu sıralarda devletin ve milletin kendini savunmakta zaafa sürüklendiği öyle bir dönemi yaşıyor.

Kimse kimseye güvenmiyor, toplum neredeyse her gün yeni bir komplo haberi ile huzursuz ediliyor.

Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un “Darbeci zihniyet TSK içinde barınamaz” güvencesini yansıtan gazete manşetlerinin mürekkebi henüz kurumadı.

Ama “AKP’yi ve Gülen’i Bitirme Planı” başlığı altında verilen haberin dayandığı belge gerçek mi, sahte mi; bunu anlamaya yetecek zamanı tanımadan Başbakan’ın iddiaları doğru, belgeyi gerçek gibi algılayan şu sözleri düşündürücüdür:

Mağdur ticareti

“Partimiz üzerinde oynanması düşünülen oyunları görüyorsunuz. Şu anda bizler de bunları araştırıyoruz.”

Halbuki önce araştırması doğruluğuna emin olduktan sonra partisi üstünde oyunlar oynandığı hükmünü açığa vurması gerekirdi!

AKP bu olayda iktidar sorumluluğunun yüklediği soğukkanlılığı nedense gösteremedi.

Söz konusu komplo belgesinin, asker kökenli bir avukatın bürosundaki aramada bulunduğu öne sürülüyor. Ama belgenin arama sırasında çekmeceye konulduğunu düşündürecek şikâyet tutanağı var.

Askeri savcılık dün, belgenin gerçek olup olmadığı, gerçekse kimin emriyle ne zaman, nerede ve kim tarafından hazırlandığı, kimler tarafından sızdırıldığı sorularını aydınlatma amaçlı soruşturmanın sürat ve titizlikle yürütüldüğünü belirten açıklamasında dikkatli ifadeler kullandı:

Geciken belge

“Şu ana kadar elde edilen delliler değerlendirildiğinde, ele geçirildiği iddia edilen belgenin, Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir biriminde hazırlanmadığına ilişkin bir kanaate varılmıştır.”

Evet, tedbirli bir açıklamadır ama bu ifadeyi AKP’nin Grup Başkanvekili Bozdağ gibi “Şüpheleri gidermekten ziyade şüphe edenleri haklı çıkaran bir açıklama” olarak değerlendirmek haksızlıktır.

Çünkü askeri savcılık kesin kararını vermek için belgenin kriminal inceleme yaptırılmak üzere kendisine gönderilmesini talep etmiştir. Fakat medyaya hemen sızdırılan belge, üç gündür askeri savcılığa ulaştırılamamıştır.

İktidar mağduriyet üretmeye çalışacak yerde en kısa zamanda gerçeğe ulaşmanın payına düşen sorumluluğunu yerine getirsin!

Hükümet sözcüsü Çiçek dün “Bu işin mağduru AK Parti”dir dedi.

Soruşturma henüz başında iken bundan nasıl emin olabiliyor?

Güveniyoruz ki kendileri de bu belgenin sahte olmasını temenni ediyorlardır.

Sahte ise, hedef alınan kurumun da mağdurun da TSK olduğu ortaya çıkmayacak mı?

Uzun zamandan beri uğursuz bir planla laik rejimin güçlü teminatı olan TSK’nın zayıflatılmaya çalışıldığını herkes, hepimiz görmüyor muyuz?

Birbirine güvenmeyenler bari adalete güvensinler!

DİĞER YENİ YAZILAR