Gençler av mı?

Haberin Devamı

Siyaset ülkenin sorunlarına ayna tutmalı, akılcı çözümler önermeli, kitlelere “işte bu!” dedirtmeli.

Dünkü Muğla mitinginde CHP lideri Kılıçdaroğlu, eksiği de olsa öyle bir isabet gerçekleştirdi.

İktidara geldikleri takdirde “her öğrencinin yurtta kalma imkânı” bulacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu’na göre üniversite öğrencileri için güvenli yurtlar inşa etmek devlet için işten bile değildir. Ama AKP iktidarı sekiz yıldır bu soruna eğilmemiştir.

CHP lideri “Neden iktidar yurt yapmıyor; siz biliyorsunuz” dedi.

Gerçekten dinleyen herkes bu sorunun cevabını biliyor muydu? Hayır.

Ne demek istiyorsa siyasetçi lâfı dolaştırmadan, dinleyeni yormadan açık açık söylemeli.

Kılıçdaroğlu şunu anlatmaya çalışıyor:

Barınacak yer arayan öğrencilerin yoğunlaştığı yerler, cemaatlerin yıllardan beri kullandığı en bereketli “av sahaları” oluyor.

İktidarlar öğrenci yurdu ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalınca özellikle dar gelirli ailelerin çocukları, kendilerine barınma olanağı tanıyan kişi ve kurumlar arasında seçici davranma şansı bulamıyor.

Cemaatler de aradıkları fırsatı ele geçiriyorlar.

Kılıçdaroğlu “Neden iktidar yurt yapmıyor?” sorusunun cevabını herkesin bilmek zorunda olduğunu düşünmemeli, eğer amacı iktidar partisini gençleri cemaatlerin avlama çabalarına zorluk çıkarmamak için yurt yatırımı yapmaktan uzak durmakla suçlamaksa bunu açık açık söylemelidir.

Bu yanlışı toplumun dikkatine sunmak istediğini biliyoruz.

O halde imalarla gündeme getirecek yerde, ülkenin ana meselelerinden biri haline getirmeli ve projelendirmelidir.

İhtiyacı olan her öğrencinin, sığınacağı bir devlet yurdu mutlaka bulunmalıdır.

Cemaat yurtlarında çaresizler değil, sadece orada kalmayı seçenler kalmalıdır!

Röntgenci çete...

Siyaset yakın tarihin hiçbir döneminde bu kadar kirlenmemişti.

MHP’nin üst kademe yönetiminde tasfiyelere yol açan seks kasetleri skandalları, iğrenç bir rekabetin varlığını duyurmakla kalmıyor, gelecek adına derin endişeler de yaratıyor.

Şimdiye kadar hep röntgenci çeteler amaçlarına vardı, istedikleri kelleleri koparmayı başardılar. Yani bedel ödeyenler sadece hedef alınan siyasetçiler oldu.

Gözetleyenler, kayda alanlar, hasım seçilen partilileri ve partileri rezil etmeye çalışanlar, bu rezil faaliyetten hiçbir zarar görmediler.

Kimlerdir bunlar?

Geleneksel soruşturma tekniği, suçlunun adresini şöyle veriyor:

“Kimler yarar sağlıyorsa oraya bak!”

Bu kurala uyarak araştırma yapanlar iktidar çevrelerine ulaşıyorlar.

Çünkü MHP’nin kirlenmesinden kaynaklı olayların siyasi kazancı büyük ölçüde AKP’ye yarıyor. Bu tez 12 Eylül’deki referandumda kendini kanıtladı.

Hiç şüphe edilmemeli ki MHP’ye yönelik komplo, bu partinin gözden düşerek seçimde baraj altında kalması hayalini kuranlar tarafından planlanmış olmalıdır.

Peki başarıya ulaşır mı?

Röntgenci çetenin bundan sonraki performansına bağlıdır cevap.

Çünkü MHP lideri “yapan gider” kuralını işleterek krizin etkisini hafifletmiştir. Rezaleti daha fazla kaşımanın MHP seçmeninde geri tepen silâh etkisi yaratması ihtimali de hesaba katılmalıdır.

Özel yetkili savcının soruşturma başlatmasından ne umabiliriz?

Baykal’ın başını yiyen komplonun faili meçhul kaldı; MHP’ninki neden bulunsun?

Siyasete uçkur çözüldü bir kere!

DİĞER YENİ YAZILAR