Geleneği tekrar ayağa kaldırmalı

Haberin Devamı

Başarısı kabul edilmiş uygulama modelleri zaman içinde gelenek niteliği kazanır.

Çok tekrarın aynı başarıyı getirmesi, güven duygusu yaratır.

Risk yönetimi bu sayede kendini güvende hisseder.

Türkiye’nin dış politikasını yürütme yöntemi bir gelenek kazanmıştı.

Dış siyaseti uygulayan takım, Cumhurbaşkanı’nın önderliğinde, Çankaya’yla ilişkili bürokratlardan oluşurdu.

Tayyip Erdoğan döneminde bu gelenek kayboldu. Direksiyonun başına Başbakan ve yakın ekibi geçti.

Yeni anlayışın kontrolü ele almaya başladığı dönemde iktidar, “komşularla sıfır sorun” ilkesine dayalı uygulama ile övünüyordu.

Özellikle Başbakan’ın hamleleri, uluslararası ilgiyi Türkiye’ye yöneltiyor, verdiği tatmin hissi, çıtayı sürekli yükseltmeye Ankara’yı teşvik ediyordu.

..Ve bugünlere geldik.

Dün Radikal’den Murat Yetkin son MGK’nın verdiği mesajı açmaya çalışıyordu.

Doğu Akdeniz’de bulunan yeni enerji kaynakları.. Buradaki kaynağın çıkarılması, güvenli bir biçimde Avrupa pazarına nakledilmesi..

Gerek üretim, gerekse işletme ve nakil konusunda akıl, Türkiye’yi gösteriyor.

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları İsrail, Mısır ve Kıbrıs Rum yönetiminin ekonomik egemenliği alanına giriyor.

İşe bakın ki, bu konuda söz sahibi olacak ne kadar ülke varsa, hepsiyle sorunluyuz.

Kıbrıs Rum Yönetimi ile İsrail ve Suriye yetmezmiş gibi, coğrafyanın Türkiye’ye sunduğu büyük fırsatın üstüne Mısır gibi büyük bir taş düştü.

Acaba diyorum, dış siyaseti Çankaya’nın ağırlığı ile yürütme geleneğini ayağa kaldırmak iyi olmaz mı?

Mutlaka iyi olur.

Ama doğru soru şudur: Mümkün olur mu?

Kim kimi kandırdı?

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, ileride hangi sözü ile anılacak?

Üstünden günler geçtiği hâlde hâlâ konuşulduğuna göre, cinsel çağrışım yapan o sözlerle hatırlanacaktır.

Yeni anayasa yapmayı başaramayan komisyonu eleştirirken şöyle yakınmıştı:

“Ben doğrusu kendimizi evlenme vaadiyle kandırılmış insanlara benzetiyorum. Nikâh masasına oturulmadı. Bunun faturasını siyasi partiler ödeyecektir.”

En yüksek yargı kurumunun başkanına böyle bir eleştiri yakıştırılamaz.

Meclis’i yeni bir anayasa yapmaya özendirmek onun işi değildir ve yaptığı, ağır bir ihlâldir.

Evlenme vaadiyle kandırılmış gibi olmanın tezahürleri nelerdir?

Siyasetçiler tarafından iğfal edildiğini söylemek istiyorsa -yakında emekli olacak- siyasete hazırlanıyor demektir.

Siyaset hevesine şapka çıkarılır, ama kabiliyeti var mı derseniz...

Yaptığı benzetme, Meclis’e girerse bir fark yaratamayacağı duygusunu veriyor..

DİĞER YENİ YAZILAR