Gelecek bizim

Çocuklarımıza özgür müreffeh ve güvenli bir gelecek inşa etmenin onurunu hak etmiş kuşaklarız artık biz..

Haberin Devamı

ocuklarımıza özgür müreffeh ve güvenli bir gelecek inşa etmenin onurunu hak etmiş kuşaklarız artık biz..

Ulusun yüz elli yıllık Batılılaşma rüyasını gerçekleştirmek yolunda dün elde edilen sonuç, zafer olarak kutlanmaya değer tarihi bir fırsattır.

Bu sayede Türkiye, kırmızı çizgilerle ufkunu kapamış, büyük potansiyelini dumura uğratmış bir ülke olmaktan çıkıp uzlaşmalara açık, yeni dünyanın olanaklarından payını almasını bilen, hakkını arayan, düşündüğünü özgürce söyleyebilen insanların yurdu olacaktır.

Türkiye'ye modernleşme hedefindeki değişim iradesini ispatlama olanağı tanıyan AB Zirvesi kararı hayırlı ve uğurlu olsun.

Tabii ki bu "Yeni Türkiye" idealini lâftan eyleme geçiren zorlu bir geleceğin sadece kapısını açmaktadır. İnanç, kararlılık ve çaba bundan sonra daha çok gerekli olacak.

Tarih ve hedef..
Dün Brüksel'de yaşanan endişe ve gerilimler, müzakerelerle geçecek on yılda çekeceğimiz sıkıntıların fragmanı gibiydi.

AB Zirvesi'nin bilançosuna zafer mi, teslimiyet mi diye bakmanın yanlışı, terk etmek zorunda olduğumuz eski zihniyetin can çekişmesidir.

Tarihi eşik atlanmıştır ve Türkiye AB Zirvesi'nden istediği tarihi almıştır. Katılım müzakereleri 3 Ekim 2005 tarihinde başlayacaktır.

Hedef tam üyelik olacaktır. En önemli kazanım bu konuda elde edilmiştir. Çünkü taslak metin "başarısızlık halinde Türkiye'nin birliğe sıkı bağlarla bağlanması" konusunda bir ön kabul içeriyordu.

Metnin bu şekilde çıkması karşıtlarımıza sürekli şantaj ve baskı imkânı tanıyabilirdi. Değişiklikle Türkiye'ye yönelik bir tehdit, Türkiye'nin iradesi ile işleyecek bir hak şekline dönüştü.

Yani özel statü talebi, üye ülkelerin isteği ile değil, ancak Türkiye isterse gündeme gelebilecektir.

O bildik çağrı..
Nefes nefese bir gün yaşadık. Kıbrıs Rum Yönetimi'ni bütün Kıbrıs'ın meşru hükümeti olarak kabul etme dayatması ardından Başbakan Erdoğan'ın "Hayır mersi" deyip zirveyi terk edeceği haberleri dolaşırken Ankara'dan "eğrisi doğrusuna denk düşen" bir haber geldi.

Kaçırılmış tarihi fırsatları simgeleyen "zaman tüneli''nden, o bildik çağrı Deniz Baykal'ın sesinden tekrarlanıyordu: CHP lideri AB ile müzakerelerin dondurulmasını talep ediyordu.

Sanıyoruz zirvenin Kıbrıs konusunda sadece bir sözlü güvence ile yetinmeye karar vermesinde Baykal'ın bu çağrısı da etkili olmuştur.

Artık "Türkiye'yi almayacaklar" korkuları ve kışkırtmacı önyargıları geçerliliğini kaybetmiştir.

Tarih de, gelecek de Türkiye'yi Avrupa'ya çağrıyor. Türkiye isterse bu başarının tacını giyecektir.

Oxford Üniversitesi uluslararası ilişkiler profesörü Kalypso Nicolaidis'in Radikal'e yazdığı şu satırlar yalnız hayatın değil, bizim de gerçeğimiz olmalı:

"AB yoluna inanıyorsanız karşınıza konulan şartları gülümsemeyle geçiştirebilirsiniz. Dünyanın (ve Türkiye'nin) gidişatı o şartları anlamsız kılacaktır."

DİĞER YENİ YAZILAR