Geciken devlet

Devlet ve toplum hayatı boşluk kaldırmaz. Otorite kaybolduğu zaman yerini kanunsuzluk, ahlâksızlık ve cahil cüreti doldurur

Haberin Devamı

Devlet ve toplum hayatı boşluk kaldırmaz. Otorite kaybolduğu zaman yerini kanunsuzluk, ahlâksızlık ve cahil cüreti doldurur.

Bedelini de halk öder.

AB gibi büyük bir medeniyet projesine kendini odaklamış olan Türkiye'nin insanlarını, alt yapısını kurmadan işlettiği "hızlandırılmış tren"de telef etmesi, kaçak rakı içirerek zehirlemesi, patlayan ruhsatsız LPG'li arabalarda öldürmesi elemli bir çelişkidir.

Kamu düzenini sağlamaya yönelik yasal tedbirler bizde "yasakçı zihniyet" diye aşağılandığı, boş vermişlik de tembel bürokrasinin işine geldiği için hayatın her alanını kanun dışı, ahlâk dışı unsurlar dolduruyor.

Kaçak rakıdan zehirlenerek ölenlerin sayısı 21'e ulaştı. Ruhsatsız LPG'li araçların patlamasından ölenlerin sayısı çok daha fazla. Bu alandaki tedbir ve denetim boşluğunun nelere mal olacağı bilinmiyor muydu?

Halimiz acıklı bir komediyi andırıyor. Temel mezar taşını kendi yazdırmış: "Fenayım dedim inanmadınız. Ölüyorum dedim inanmadınız. Eee ne oldu?!"

Ölümlerden sonra uyandırılan devlet otoritesi olumlu etkilerini hemen göstermiştir. Polis ruhsatsız LPG'li araçlan trafikten men ediyor. Bu durumdaki araçlar güvenliğini garanti edecek istasyonlara akın ediyor.

Aynı şekilde içki kaçakçıları zehir şişelerini yol kenarlarına terk ederek yasal sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor.

Çağdaş devlet, denetim eksiğinin sebebiyet verdiği felâketleri beklemez. O hep uyanık olmak ve böyle felâketleri önlemek için otoritesini kesintisiz kullanmak zorundadır.

"İlle ölmek mi lâzım" manşetimiz bir eleştiridir.

Dileğimiz ödenen bu bedelin kısa zamanda unutulmaması, halkın hayatı ile kumar oynayarak kazanç peşinde koşanların hiçbir zaman takipsiz bırakılmamasıdır.

Fethullah Hoca'nın hamlesi
Cumhuriyet'te çıkan "Fethullah Gülen'in 40 yıllık arkadaşı Nurettin Veren anlatıyor" başlıklı yazı dizisi mahkeme kararıyla durduruldu.

Üzüntüm, basın özgürlüğünün geleceği ile kaygılardır.

Merakım ise konuşmayı çok sevdiğini verdiği peş peşe mülakatlarla kanıtlamış olan Fethullah Hoca'nın hakkındaki iddiaları cevaplamak yerine niçin susturma yolunu tercih ettiğidir.

"Hoca, cevap vermekte zorlanacağı ithamlarla karşı karşıya kalacağından korktu" şüphesi şimdi merakı artıracaktır.

Tedbir kararına itirazı şimdi başka bir mahkeme inceliyor.

Hoca'nın hamlesi geri tepebilir. Bu bir tahmin değil, özgürlük dileği..

DİĞER YENİ YAZILAR