Geç olmadı mı?

Haberin Devamı

AKP’li yılları insaf taşıyan hiç kimse “kaybolan yıllar” sayamaz. Ama özgür vicdan taşıyanlar, iktidar partisinin son bir yılı liderinin kötü idaresi yüzünden kaybettiğini, ülkeye de kaybettirdiğini inkâr edemez.

Dün kilometre taşı gibi bir gündü. Anayasa Mahkemesi kapatılma davasını görüşmeye başlayacağı tarihi belirledi.

Kapatılma korkusu 22 Temmuz seçim zaferinin yıldönümünü kutlama isteğini bastırmakla beraber Başbakan Erdoğan’ın o gece yaptığı tarihi konuşmayı hatırlamasını önlemedi.

“22 Temmuz akşamı genel merkez balkonundan yaptığım konuşmada, sadece bize oy verenlerin değil, oy vermeyenlerin, farklı siyasi tercihteki vatandaşların da mesajını anlıyorum, alıyorum demiştim. Aynı düşünce ve anlayışla yolumuza devam ediyoruz.”

Erdoğan dünkü parti grubunda balkondaki sözlerini doğru hatırladı ama gerisi yanılgı ve inkârdı!

Gerçekten AKP, ilk dönem iktidarında hakkında beslenen şüpheleri çürütmek amacıyla kendini frenlemiş, korkulacak bir parti olmadığını göstermesi sayesinde oylarını yüzde 46,5 oranına yükseltmişti.

Başarıyı taşıyamadı

Bu politikanın 22 Temmuz seçimindeki ödülü bir altın anahtardı. Tayyip Erdoğan cennetin kapısını açabilirdi ama bir yılda ülkeyi cehenneme çevirdi.

Çağdışı bir egemenlik tarifine saplanmak, iktidar partisini yanlıştan yanlışa, günahtan günaha sürükledi.

Erdoğan’ın uzlaşma arayacağı vaadini, eline geçen ilk fırsatta terk ederek yeni anayasa yapmaya kalkışması ve bu arada türban yasağını kaldıran başarısız girişimi tarihi bir gaftı.

AKP başarıyı taşıyamamış, yönetici kadronun ihtirası yüzünden devletin belli başlı tüm kurumları ile iktidar kavgalı hale düşmüştür.

Türban girişimi sırasında Erdoğan’ın sarfettiği “Beş yıl sabrettim” sözü, özellikle son dönemde yüksek bürokrasiye tayin yapılırken uygulanan “kendisi imam hatip kökenli, eşi türbanlı olacak” kriteri, AKP’nin gizli takvimini yürürlüğe soktuğu yolundaki şüpheleri artırmıştır.

AKP’li Milletvekili Suat Kınıkoğlu’nun Kanada gazetesi “Globe and Mail”e ettiği şu sözler, çatışmaların şanssızlık değil, bilinçli seçim olduğunu düşündürüyor. Bakın:

“Her değişimin kaybedeni olur. Bu değişimin kaybedeni de askerler, rektörler, hâkimler!”

Bu tecrübe mirastır

Pişmanlık kapısının daima açık durması demokrasinin en büyük erdemidir. Bunu en iyi Tayyip Erdoğan bilir. Çünkü altı yıl önce “muhtar bile olamaz” deniyordu onun için.

“Değiştim, Milli Görüş gömleğini çıkardım” dedi ve o sözlerin sağladığı teminatsız kredi ile 5 yıldır ülkeyi tek başına yönetiyor.

O kadar tek başına ki, geçen gün İngiliz The Economist dergisi, bir AKP’li milletvekilinin onun için şu sözleri fısıldadığını yazdı:

“Erdoğan hiçbir tavsiye ve eleştiriyi kabul etmiyor. Bir tirana (despot) dönüştü!”

22 Temmuz’un yıldönümünde, o birleştiren ve farklı görüşteki vatandaşları da kucaklayan konuşmasını hatırlaması yeni bir başlangıç olabilir.

Yitirilen bir yılı geri alamaz. Vermek istese millet de veremez, “sil baştan” diyemez.

Ama dileğimiz, Başbakan’ın tam bir yıl sonra hatırladığı o sevgi ve barış içerikli konuşmasını bundan sonra unutmamasıdır.

Anayasa Mahkemesi AKP hakkındaki kapatılma davasını 28 Temmuz Pazartesi gününden itibaren görüşmeye başlayacak.

Kendisine oy vermeyenlerin de Başbakanı olduğunu hatırlamasının bu dava ile ilgili olmadığını düşünmek istiyoruz.

Ama yine de şunu biliyoruz... Yaşanan tecrübe partisi kapanmaz ve kendisi yasaklanmazsa onun, aksi olursa halefinin kulağına küpe olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR