Dünyanın en tuhaf davalarından biri çok şükür şikâyetin geri alınması ile düşecek..
Abdullah Gül'ün eşi Hayrunnisa Gül türban yasağı nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne dava açmış, Türkiye'den 100 bin euro tazminat istiyordu.
Seçimden sonra Tayyip Erdoğan'ın yasağı nedeniyle Abdullah Gül bir ara Başbakanlık yaptı, bu görevi devrettiğinden beri de Dışişleri Bakanı..
Siyasi eriğin asgari değerlerine ve devlet geleneğine ters düşen bu dava, hem Türkiye'nin itibarına, hem üstlerinde yarattığı manevi baskı yüzünden Gül çiftine zarar veriyordu.
Dışişleri Bakanı "Teke Tek" programında eşinin bu davayı geri çekeceğini açıkladı. Haber şu anda "niyet beyanı"nı işaret ediyor.
Feragat dilekçesi ne zaman gönderilecek?
Bakan Gül "Çok kısa bir süre içinde" diyor. Dileriz uzamaz ve Güller hem devleti hem kendilerini bu ayıplı yükten bir an önce kurtarırlar..
Niye 16 ay bekledi?
Abdullah Gül ve eşi, devleti uluslararası bir mahkemede dava etme yanlışına niçin 16 ay direndiler?
Verdikleri doğru karar, bu yüzden bazı şüpheci yorumları ister istemez hak edecektir.
Acaba AİHM'nin lehlerine karar vermeyeceği yolunda bir kanaat mı oluştu onlarda veya bu yönde bir duyum mu aldılar?
Yoksa dıştan esen rüzgârların, türban meselesini çözmekte kendilerine yardımcı olacağını mı gördüler?
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın son İnsan Hakları Raporu ilhamın kaynağı olabilir.
Çünkü rapor, Türkiye'de kamusal alanlardaki türban yasağını ve Cumhurbaşkanı Sezer'in eşleri türbanlı bakan ve milletvekillerini Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu davetlileri dışında tutmasını "ihlâller" arasında sayıyor.
Örneği bozmak
Türkiye'deki laiklik anlayışına ve uzantısı olan türban yasağına yönelen "haddini aşmış" bu eleştiri için AKP hükümetinin Amerika'ya sitem bile etmeyeceğini herkes tahmin edebilir.
Fakat Amerikan yönetimi düştüğü çelişkiyi çok geçmeden görecektir.
ABD "Büyük Ortadoğu Projesi" çerçevesinde, radikal İslâm'a karşı, kadın haklarını temel alan bir demokratikleşme programı uygulamaya hazırlanıyor.
Türkiye bu projenin hem özendirici örneği, hem lokomotifi olacak. Neden?
Çünkü Atatürk'ün kurduğu laik cumhuriyet 78 yıl önce Medeni Kanun'u kabul etmiş, bir çok Avrupa ülkesinde bile henüz yokken 70 yıl önce kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanımıştır.
Şimdi radikal İslâm rejimleri halklarını medenileştirmeye çalışan Amerika, daha sempatik görünsün diye Türkiye örneğini onlara yakınlaştırmak mı istiyor?
Örnek mi, kurban mı olacağız?
AKP bu fırsatı ganimet sayarsa, inkârın ağır bedelini ödemeye mahkûm olur.
İktidarın görevi, Türkiye'yi örnek yapan değerleri inançla korumaktır.
Onları bozacak fırsatların pususuna yatmak değil!
Geç ama doğru
Dünyanın en tuhaf davalarından biri çok şükür şikâyetin geri alınması ile düşecek..
Haberin Devamı

