Garanti verilsin!

Haberin Devamı

Muhafazakâr siyasetçiler türbansız yapabilir mi? “Allahın izni ile” bunu yakında öğreneceğiz.

CHP lideri Kılıçdaroğlu “Başörtüsü sorununu oturup çözelim” dedi Brüksel’de.

Başbakan da olumlu cevap almış oldu.

Türkiye’de halkı laik ve Müslüman diye bölerek siyaset yapanlar maalesef hep kârlı çıktılar. Bu sömürü yıllar boyu kız öğrencilerin türbanı üstünden yürütüldü.

Şu anda devletin en yüksek siyasi makamlarını işgal eden şahsiyetlerin neredeyse tümünün eşleri türbanlıdır ama işte yetmiyor.

“Bir numaralı sorun terörse, ikincisi halâ türban yasağı” propagandası önlenemiyor.

CHP belli ki, haksız rekabet doğuran bu ipotekten siyaseti kurtarmaya karar vermiştir.

Toplumu bu bölücü istismara daha fazla kurban etmenin anlamı ve amacı kalmamıştır. Yasak fiilen kalkmış durumda zaten. Hemen tüm üniversitelere türbanla girilebiliyor.

Zor bir manevra...

Şimdi tartışma iki soru üstünde gelişecek:

1. Derse türbanla girmek serbest olsun mu?

2. Yasağı hukuki yolla mı, ihlâlleri görmezden gelerek mi geçersiz kılalım?

İktidar ve ana muhalefet, istismara açık kapı bırakmayan bir çözümde buluşabilmelidir.

Yasakla ilgili Anayasa Mahkemesi kararları var. O kararların İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne aykırı olmadığını onaylayan AİHM kararı var.

Bunlar nasıl aşılacak?

Meclis, hükümet ve idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu, bu kararları değiştiremeyeceğini ve geciktiremeyeceğini Anayasamız yazıyor.

Rejimin kendini savunma refleksleri çalışacağı için türban yasağını aşmak, hukuk devleti ve siyaset ahlâkı bakımından kabul edilmesi kolay olmayan bir işbirliğini gerektirecektir.

Mesela CHP, ana muhalefet olarak rolünü bu kez ihmal edecektir.

Hatırlanacağı gibi iki yıl önce AKP, MHP’nin desteğinde türban yasağına Anayasa değişikliği yoluyla çözüm getirmiş, fakat Anayasa Mahkemesi CHP’nin başvurusu üzerine düzenlemeyi reddetmişti.

Bu kadarla kalır mı?

Şimdi başvurulacak tedbir, CHP’nin benzer bir formül karşısında Anayasa Mahkemesi’ne gitmemeye söz vermesi olabilir.

Aslında referandumla yüksek mahkemeye kazandırılan yapı, böyle uzlaşmalara bile gerek bırakmayan kolaylıkları iktidara sağlayacaktır.

Ama yasağın siyasi zeminde yaratılan uzlaşma ile kalkması daha önemlidir.

Yalnız siyasi İslâm’ın şeriat düzenine ulaşana kadar tatmin olmadığını öğreten dünya tecrübesine karşı bir teminat, bir sorumlu belirlemek hiç fena olmaz.

Bu özgürlük türbanı tüm kamu kurumlarında serbest bırakma talebini getirirse ve “Türbansız kadın Müslüman değildir“ kışkırtması ile başı açık kadınlara baskıya dönüşürse ne olacak; nasıl önlenecek; sorumlusu kim olacak?.

Garanti verseler daha iyi olur ama en azından bu kadarını millete baştan söylesinler!

DİĞER YENİ YAZILAR