Bugünkü manşetimiz Türkiye'nin en korkunç gerçeğine ayna tutuyor.
Daha vahim olan şu ki, sosyal devlet adına utanç veren bu tablo ile yüzleşmemizi kendi duyarlılığımız değil Dünya Bankası sağladı.
"Sosyal Riski Azaltma Projesi" kapsamında kırsal kesimdeki çocukların eğitimini teşvik amacıyla yoksul ailelere para yardımı yapılacağı ilân edilince 1 milyona yakın başvuru oldu.
Krediyi sağlayan Dünya Bankası'nın yardımları gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırma hassasiyeti, 931 ilçeyi içine alan ciddi bir araştırmayı beraberinde getirdi.
Sonuçta 505 bin ailenin başvurusu kabul edildi. Bu aileler çocuklarını okula göndermeleri şartı ile 2006 Haziranı'na kadar iki ayda bir 18 ila 39 YTL yardım alacaklar.
Bulgulara göre 505 bin aileden yüzde 27'sinde hiç çalışan kişi yok.
Hiçbiri otomobile ve bulaşık makinesine sahip değil.
Yüzde 34'ünün evinde televizyon, yüzde 39'unda buzdolabı, yüzde 81'inde çamaşır makinesi bulunmuyor. Yüzde 16'sı hâlâ tezekle ısınıyor.
Ne oldu bize?
Karşımızda siyasetçilerin de, yüksek gelir gruplarının da uykularını kaçırması gereken vahim bir tablo duruyor.
Aristo "ihtilâllerle cinayetlerin anası yoksulluktur" demiş. Goethe "kaybedecek bir şeyi olmayan insandan korkulur" demiş.
Yalanlar ve talanlarla ziyan ettiğimiz yıllar en büyük tahribatı değerlerimizde yaptı.
Bu ülkede iş sahibi olanlar bile zor geçiniyor. Krizler işsiz oranını iki kat, yoksul oranını üç kat artırmıştır.
Askeri harcamalara giden kaynakların Soğuk Savaş bittiği için artık sosyal kalkınma amacıyla kullanılacağı umudunu bölgemizdeki savaşlar ve terör yiyip bitirmiştir ama siyasetçiler yine de bir çıkış yolu bulmak zorundadır.
Yoksulluğun daima var olacağına kendimizi alıştırmak, artık egoizmi aşıp kendi kuyusunu kazan ahmaklık uçurumuna düşmek demektir.
Devlet kadar sivil toplumun da görevleri var. Komşusunun aç yattığını bilen insana uykuyu haram sayan geleneğimize ne oldu?
Yoksulları tahrik eden gösteriş budalası zenginler nereden çıktı?
Bu toplum, bölücülük ve irtica tehdidinin üstesinden gelmek için kaybettiği değerleri yeniden kazanmak zorunda olduğunu ne zaman akıl edecek?
Gaflet uykusu
Bugünkü manşetimiz Türkiye'nin en korkunç gerçeğine ayna tutuyor
Haberin Devamı

