Futbol dünyamızın asit dilli TV yorumcusu, eski hakem Ahmet Çakar silâhlı saldırıya uğradı.
Çiçek buketiyle kendisine yaklaşan biri Çakar'a 5 kurşun sıkıp kaçtı.
Sözünü sakınmamakla ünlenen ve bu yüzden çok düşman edindiği söylenen Ahmet Çakar yaşayacak. Ama onu vuran profesyonel yakalanacak mı, yakalansa bile kime kiralanmış olduğunu açıklamaya mecbur edilebilecek mi; bunlar belli değil.
Şimdiden belli olan bir şey varsa o da mafya yöntemlerinin futbol dünyamıza girdiği ve egemenlik alanını sürekli genişlettiğidir.
Maçlarda ateşe verilen tribünler ve "uyarı cezası"nı ayaklarına yedikleri kurşunlarla "tebellüğ" eden spor yazarlarının uzayan listesi bu gerçeği ateşli ve kanlı bir biçimde kafalarımıza vuruyor.
Bu kadar yaygın toplum tabanına sahip futbol, ne kadar hayal etsek de bir centilmenler dünyası yaratamıyor. Gelişmiş toplumlarda bile akıllarını kaçırmış taraftar yığınlan var.
Ama Türkiye'deki terör farklı bir şey.. Futbolun seçkin kesiminden kaynaklanan derin bir arıza var. Bu spora sevdalı kitleden güç ve çıkar üretenler, beğenmedikleri sesleri, kalleşçe yöntemlerle susturmaya çalışıyor.
Polis bu soruşturmayı sonuna kadar götürmelidir. Tetikçiyi kiralayan kişiyi bulmadan dosya kapanacak olursa, haydutlar cüret kazandıracaktır.
Asıl sorumluluk futbol dünyasının aktörlerine düşüyor. Şiddete bulaşan, hatta bu şüpheyi hak eden tipler, boyuna, gücüne bakılmaksızın tecrit edilmelidir.
"Düşmanımın düşmanı dostumdur" zihniyeti, sportif rekabetin unsuru olamaz.
Şimdiye kadar maalesef oldu. Sonuç:
Hakemlerin kullandığı sarı ve kırmızı kartları artık mafya gösteriyor!
Otosansüre hayır
Başbakan "Hedef 1 Mayıs'a kadar birleşik Kıbrıs'ın AB'ye girmesidir" dedi.
Hükümet gerçekçi bir siyaset izliyor. Hedefe varılamasa bile bundan dolayı Türk tarafı suçlanmamalı, sorumlu tutulmamalı.
O zaman Kıbrıs, Türkiye'ye AB üyeliği için müzakere tarihi verilmemesinin bahanesi olmayacaktır. Çözümü Rumlar önlerse KKTC'nin meşruiyeti zemin bulacak ve yıkıcı ambargoyu sürdürmenin sebebi kalmayacaktır.
Başbakan Erdoğan dün Kıbrıs haberlerine otosansür uygulanması için medya yöneticilerine çağrıda bulundu.
İstek iyi niyete dayanıyor olabilir ama astarı yüzünden pahalı bir tedbirdir.
Tarafların anlaşacağını kimse beklemesin. Boşlukları sonuçta BM Genel Sekreteri dolduracak ve bu metin iki halkın oyuna sunulacak.
Yani Annan'ı bu hakemlikte adil davranmaya mecbur etmek, tek çıkış yolumuz.
Türk hükümetinin "olmaz"larını Annan'ın bilmesi yetmez. Onu etkilemek, ancak bu olmazlara halkın sahip çıktığını göstermekle mümkün olabilir.
Annan'ın işi referandumdan "evet" çıkacak bir metin yaratmaktır. Halkın "evet" ini garanti edecek asgari güvencelerin gerçekten neler olduğunu, otosansür karanlığında Annan nasıl görecek?
Kamuoyunun gücü heba edilmemelidir. Annan bile bunu istemez.
Futbolda mafya
Futbol dünyamızın asit dilli TV yorumcusu, eski hakem Ahmet Çakar silâhlı saldırıya uğradı
Haberin Devamı

