Fişleme tuzağı

Türk halkı çağdaş demokrasinin kalitelerini hayatına kazandıracağı için AB'yi istiyor

Haberin Devamı

Türk halkı çağdaş demokrasinin kalitelerini hayatına kazandıracağı için AB'yi istiyor.

Peki siyasetçileri de aynı heyecan mı motive ediyor?
Minareye kılıf hazırlama cingözlükleri ile karşılaştığımız zaman bundan şüpheye düşüyoruz.
TCK Tasarısını görüşmek üzere bu hafta toplanacak olan Millet Meclisi'ni uyarmak amacıyla VATAN, taşandaki bir tuzağa bugünkü manşetinde büyüteç tuttu.

135'inci madde, taraf olduğumuz "kişisel nitelikteki verilerin otomatik işleme tabi tutulması (fişleme) karşısında kişilerin korunmasına dair uluslararası sözleşme"ye uyumumuzu sağlıyor.
Buna göre "kişilerin felsefi veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine, ahlâki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse" 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacaktır.

Kirli rekabet
Başta siyasi olmak üzere rekabete açık her alanda "rakiplerin ipliğini pazara çıkarma" ilkelliğinin toplum kültür olarak yerleştiği bir ülkede böyle bir güvence ancak alkışla karşılanır.

Ama bu ilkelliğin koltuklar ve kavuklar devirmekte yaygın kullanım alanı bulduğu bir düzen, böyle bir silâhı bu kadar kolay terkeder mi?
Kişileri ırk, din, siyasi eğilim temelinde, ahlâki eğilimleri konusunda, hiçbir somut kanıta dayanmadan fişlersiniz, kimini uçurur, kiminin kanatlarını kırarsınız.. Bu yoldan kadrolarınızı oluşturursunuz..
Çünkü yargısız infaza alışmış bir toplum var!
Maddenin gerekçesi bu şüphenin boşuna olmadığını gösteriyor.

Madde, yeterli güvenceyi sağlamış görünse bile gerekçede, fişlemeye "suçlulukla mücadele bağlamında" izin verilebileceğini belirtiyor.

Duble garanti
Hukukçular, gerekçenin bağlayıcı olmayacağını söylemekle beraber yine de iktidarlar tarafından kötüye kullanılabileceği uyarısı yapıyorlar.
Bazı tarikat liderlerinin "başta mülkiye ve adliye olmak üzere devletin can alıcı noktalarını ele geçirme" emellerini açıkça ifade ettikleri bir ortamda böyle bir açığın yaratacağı tahribat iyi hesap edilmeli ve tedbir alınmalıdır.
Tedbir de, gerekçedeki bu "yeşil ışık"ı söndürmekle yetinmek değil, bu konudaki kişilik haklarını güvence altına alacak ayrı bir kanun yapmaktır.
insan onurunu yerlerde sürükleyecek iftiralara devletin çanak tuttuğu bir cehennemi AB içine almaz. Bu bizim de güvencemizdir.
Ama böyle bir aleti elinin altında tutmak isteyen bir zihniyetin bizi yönetmekte olduğunu fark etmek?..
İktidar çoğunluğu bize ve kendine böyle bir kötülüğü yapmasın!

DİĞER YENİ YAZILAR