Fırsat bulmasın!

Seçim tarihi yaklaştıkça AKP sanki özüne mi dönüyor? İçki yasağı kafaları karıştırmıştır..

Haberin Devamı

Seçim tarihi yaklaştıkça AKP sanki özüne mi dönüyor? İçki yasağı kafaları karıştırmıştır..

AKP'li belediyeler eliyle yasak her gün biraz daha genişliyor. Ruhsat verme yetkisini elde eden belediyelerin bir süre sessiz ve derinden yürüttüğü yasaklama faaliyeti, parti kurmaylarının vazife çıkarmalarına yarayacak bir Anayasa maddesini bayrak yapmalarından sonra hız kazandı.

Evet Anayasa'nın 58'inci maddesinde "Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden (...) korumak için gerekli tedbirleri alır" diyor. Ama çare yasak koymak mıdır?

Gençlerin nasıl korunacağını uygar ülkelerin yönetimleri gösteriyorlar. Çocuklara içki satişı yapılmıyor, belli bir yaşın altındaki gençler içkili eğlence yerlerine sokulmuyor.

Hiçbiri yetişkinlerin yararlandıkları yerleri kapatmayı düşünmüyor.

Türkiye'deki amaç tamamiyle din adına "harama karşı savaş" yapıyor görünmenin siyasi rantını toplamaktır.

Ülkede halkı bölme sebepleri yetmedi, bir de içenler-içmeyenler ayrılacak, içenler kent dışı kırmızı bölgelerde izole edilecekler.

Dönüşte yolları da kan kırmızı yaparlar herhalde!

Bu, hukuksuz ve insan haklarına aykırı bir uygulamadır. Yargı bir noktada din sömürüsü amaçlı bu uygulamaya "dur" diyecektir.

Ama bu sayede ortaya çıkan bir gerçek var: İçki ruhsatı yetkisini ele geçirince sergilediği despotik tavır, AİHM'den ters bir karar çıksaydı türban konusunda bu iktidarın nasıl davranacağı hakkında fikir vermiyor mu?

Siyasal İslâm'ın hedeflerine yürümek için Anayasa'ya bile takla artıran zihniyet, elindeki gücü, türban yasağına sığınarak okuyan kızları "artık bahaneniz kalmadı" diye baskı ile örtünmeye zorlayacaklardı.

Nereden belli demeyin.
İçki yasağı maskeleri düşürmüştür!

Mülteci kampı gibi
CHP'li Milletvekili Atilla Kart'ın uyarısı sayesinde öğrendim:

Düzce'de deprem sırasında yıkılarak 15 hayatı söndüren Ersoy Apartmanı ile ilgili davanın sanıkları üç değil, dört kişiymiş..

Müteahhit, mühendis ve mimar yanında Fahri Çakır da sanıklar arasındayken AKP milletvekili seçildiği için dokunulmazlık zırhına bürünmüş ve böylelikle yargılanmaktan kurtulmuş.

Bilindiği gibi mahkemeden hırsız müteahhitleri cüretlendirecek bir karar çıktı. Üç sanığa komik para cezalan (50 YTL) verildi, onlar da ertelendi.

Acaba AKP'li milletvekili de yargılansa ve toplumun dikkati mahkemeye yoğunlassaydı daha farklı bir karar çıkmaz mıydı?

Dokunulmazlık rejimi, seçimden önce mutlaka değiştirilmelidir.

Şaibelilerin meclisi "mülteci kampı" gibi kullanmaları demokrasimizi çürütüyor!

***


Adnan Oktar'dan tekziptir
Vatan Gazetesi'nin 17.10.2005 tarihli sayısında Güngör Mengi imzasıyla yayınlanan başyazı tamamen gerçek dışıdır:

1. Sayın Adnan Oktar'ın güya "kokain kullanmak suçundan cezaevine girdiği" iddiası tamamen hayal ürünüdür. Kokain iftirasının, gözaltı sırasında müvekkilin yemeğine karıştırılması ve evinde güya kokain varmış gibi gerçekdışı tutanak düzenlenmesi yoluyla gerçekleştirilmiş bir komplo olduğu İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin beraat kararıyla (91/1130 Esas) kesinlik kazanmıştır.

2. Güngör Mengi'nin Sayın Adnan Oktar'ın askerlik hizmetiyle ilgili iddiaları da tümüyle gerçekdışıdır. Sayın Oktar askerlik yükümlülüğünü 2000 yılında yerine getirmiştir.

3. Sayın Adnan Oktar' ın ruh sağlığıyla ilgili seviyesiz ithamın en güzel cevabı Sayın Adnan Oktar'ın kişiliğini, birikimini ve fikri gücünü açık biçimde gösteren eserleridir. Sayıları 250'yi aşan ve 42 ayrı dilde yayınlanan bu eserler 80 ülkede milyonlarca okuyucunun teveccühüne mahzar olmuştur.

4. Sayın Adnan Oktar'ın hiçbir yasadışı kazanç veya varlığı söz konusu değildir. Maliye Bakanlığı'na bağlı Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun bunu belgeleyen raporu İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/337 sayılı dosyasındadır.

5. Güngör Mengi'nin yazısında yer alan tehdit ve şantaj iddiaları da gerçek dışıdır. Nitekim yazıda ismi geçen Celal Adan herhangi bir şikayeti olmadığını net bir biçimde ifade etmiştir. Tehdit iddiasını ortaya atan yegane kişi olan Ebru Şimşek'in ise yalan söylediği bilirkişi Çağlar Göksu'nun raporuyla sabit olmuş, Ebru Şimşek aleyhinde iftira suçundan 10 ayrı ceza davası açılmıştır.

6. Güngör Mengi'nin, "Mehdilik" konusundaki açıklamaları da gerçeğe aykırıdır. Sayın Adnan Oktar'ın hiçbir zaman hiçbir yerde böyle bir iddiası olmamıştır. Sırf Adnan Oktar'ın Mehdi ve ahir zaman konusunda kitaplar yayınlamış olmasından yola çıkarak "Mehdi olduğunu iddia ediyor" yakıştırmasında bulunulması, basın meslek ilkeleriyle bağdaşmayan bir durumdur.

7. Güngör Mengi'nin, Sayın Adnan Oktar'ın kişiliği ile Türk-İslam ahlak ve aile anlayışını hedef alan yakıştırmaları çirkin ve gerçek dışıdır. Bunlar 1999 yılında müvekkilim aleyhinde yürütülmüş olan psikolojik savaş sırasında uydurulan yalanların bir tekrarından ibarettir.

8. Sayın Adnan Oktar'ın çalışmaları "topluma zararlı" değil "topluma yararlı"dır. Onun eserleri kanalıyla Atatürk milliyetçiliği, vatan sevgisi, bayrağa bağlılık, milli ve manevi değerleriyle tanışan binlerce vatansever bunun somut belgesidir.

9. Atatürkçülük kimsenin tekelinde değildir. Türkiyemiz'de birçok kişi, kurum ve kuruluş Sayın Adnan Oktar'ın Atatürkçü faaliyetlerinden etkilenerek görüşlerini ve çalışmalannı Atatürkçü çizgiye çekmiştir. Türkiye'nin bugünkü siyasi istikrarının arkasında bu değişimin büyük rolü bulunmaktadır.

10. Güngör Mengi, Atatürkçü, milliyetçi, ülkesini ve milletini yürekten seven, aydın gençleri "rehin alınmış gençler" olarak nitelemiştir. Güngör Mengi Türkiye'de bu milli bilince sahip gençler yerine nasıl bir gençlik istediğini belirtmemiştir, ama kendisine bu şuurlu gençlerin ülkemizin geleceğinin teminatı olduğunu hatırlatınz.

Değerli kamuoyumuzun bilgilerine saygılarımızla sunarız.

Adnan Oktar
Vekili Av. Kerim Kalkan

DİĞER YENİ YAZILAR