Final yaklaşıyor galiba... Başbakan’ın aceleci tavrı ana muhalefet liderinin canhıraş uyarıları bunu gösteriyor.
Başbakan Erdoğan MHP’den gelen türban desteğini “demir tavında dövülür” atasözüne uyarak hemen sonuca tahvil etmek istiyor.
“CHP muhalefetine alternatif bir sağ parti de meclise girsin” hesabıyla MHP’ye oy verenlerin önemli bir kesimi, iktidarın her tartışmalı hamlesinde (önce Gül, şimdi türban) bu partiyi kullandığını görerek şaşkınlığa ve pişmanlığa düşmüş haldedir.
Başbakan, bu tepkiler MHP’yi uyarır diye korkuyor olmalı ki dün gaza bastı: “Beklemek niyetinde değiliz. Diyoruz ki bir an önce bu olsun!”
İktidarın yeni tercihi, MHP desteğini değerlendirerek türban yasağına son verecek değişiklikleri, yeni anayasa paketinden ayrı olarak hemen gerçekleştirmektir.
Baykal bu gidişin doğuracağı tehlikelere dikkatleri çeken tarihi bir uyarıda bulundu dün. “Yeni bir devlet kurma yolundalar, o yüzden Anayasa’da değişikliğe gidiyorlar” dedi.
“Yani Türkiye din devletine doğru mu gidiyor?” sorusuna şu karşılığı verdi:
“Bunu görmeyenlere hayranım. Bunu nasıl görmüyorlar?”
Gaflet uyarısı...
Ana muhalefet partisi lideri iktidarın yeni anayasa ile aslında yeni bir rejim aradığını, buradan laikliğin belirleyici olmadığı yeni bir rejime varılacağını ve bir süre sonra sokakta başı açık dolaşmanın güç olmaya başlayacağını iddia etti.
CHP liderine göre tartışılan şey türban değil rejimdir. Bu endişeyi hafife almamak gerekiyor. Neden?
Yeni anayasa taslağını hazırlayan bilim heyeti üyeleri, türban yasağına çok istedikleri halde bir çözüm bulamadılar. Çünkü yasak anayasanın değiştirilemez temel ilkelerinden laiklikle bağlantılıdır.
Bilim heyetini sınırlayan meslek namusu ve hukuka saygı, siyasetçilerin derdi olmadığı için şimdi siyasetçinin ihtiras ve cüreti devreye sokulmuştur. Anayasa’daki engeli, siyasetin dozerleri yıkıp düz edecektir!
Boşluk doğar mı?
Dün Baykal da söyledi. “Anayasa Mahkemesi’ne götürülse bile yeni Anayasa sadece şekil yönünden denetlenebilir, esastan denetleme yapılamaz.”
İktidar yandaşları böyle düşünüyor.
Olur mu öyle bir şey?
Velev ki öyledir (!) Anayasa’nın değiştirilemez bir hükmü zedeleniyorsa Anayasa Mahkemesi’nin rejimi koruma misyonunun devreye gireceğini savunan hukukçular da vardır. Ve onların savını akla daha yakın buluyorum.
Anayasa Mahkemesi’nin temel görevi Anayasa’yı korumaktır. Laiklik ilkesi delinmiş bir anayasa önüne geldiğinde mahkemenin “Esasa ilişkin denetim yetkim yok” diyeceğini hiç kimse düşünmemelidir.
Laikliği sahipsiz bırakacak bir boşluk doğacağına dayalı hesaplar başarısız kalmaya mahkûmdur.
Bu ülke sahipsiz değil!
Finale doğru
Haberin Devamı

