Fin hamamı terletir...

Haberin Devamı

Eksik veya yanlış bilgi, siyaset adamları için hezimet berbatlığı taşıyan risklerdir.

Siyasetçiler yararlanmak istiyorlarsa bu bilgilerin doğruluğundan emin olmalıdırlar.

Aksi hâlde silâh geri teper.

Son zamanlarda tipik örneklerine tanık oluyoruz.

Gezi Parkı’nı başlangıç alırsak yaratılan olayların, gerçekliği kanıtlanmamış haberlerden, daha doğrusu dedikodulardan üretildiğini görürüz.

Gezi direnişi sırasında sarsıcı iki haber hafızalarda kaldı.

Başbakan bu haberleri doğru kabul ederek yorumlarına konu yaptı.

Sözde protestocular polisten kaçarken sığındıkları Dolmabahçe Camii’nde içki içmişlerdi.

Kabataş meydanında “şehir eşkıyası” tipler, türbanlı bir kadını, hamile olduğuna bakmadan taciz etmişlerdi.

Odalar ayrı ayrı

Gündem oluşturmayı, liderin sorumluluğu sayan Başbakan, bu iki çirkinliği “haber yalandır” uyarılarına rağmen bir saldırı ve aşağılama malzemesi olarak kullandı.

Ama inanması kolay olmayan bir iddia niteliği sırıttığı için dini hassasiyeti yüksek kesimlerde bile beklenen etkiyi yaratmadı ve peşi bırakıldı.

Fakat gündem boş kalmadı.

Denizli’de üniversite öğrencilerinin kızlı erkekli aynı evlerde kaldıkları haberi boşluğu hemen doldurdu.

Parti yönetiminin önleme amaçlı yalanlamaları işe yaramadı.

Çünkü Başbakan, inanılır olma özelliği yara alsın istemiyordu.

Denizli’deki olay aydınlanmış, gençler erkek ve kız öğrencilerin aynı odalarda kalmadıklarını açıklamışlardı.

Buna rağmen Başbakan feda etmeyecekti bu propaganda malzemesini.

Oyun bozan soru

Evdeki hesap çarşıya uymadı.

Maceranın sonu Helsinki’de geldi:

Basın toplantısında Finlandiyalı TV muhabiri Tom Kankkonen sempatik Türkçesi ile Başbakan’ı geren bir soru sordu.

“Son günlerde özel hayata müdahale ettiğiniz iddiaları ile karşı karşıyasınız. Özellikle kız ve erkek öğrencilerin aynı evde kalmalarına karşı çıkmanız nedeniyle.. Böyle bir şeye neden gerek görüyorsunuz?”

Oyun bozan bir soruydu bu; sözünü esirgemeyen karakteri ile Başbakan Erdoğan Finlandiyalı gazeteciye iyi bir cevap vermedi belki ama niyetini okuyarak cezasını verdi!
“Değerli arkadaşımı birileri herhâlde özel olarak görevlendirmiş” dedi.

Finlandiyalı gazeteci konukseverlik göstererek sustu.
Pekâlâ şunu diyebilirdi:

“Türk gazeteciler merak ettikleri her şeyi soramıyorlarmış size. Meslek dayanışması adına yardımcı olmaya çalıştım!”

DİĞER YENİ YAZILAR