Kavram kargaşası anarşi üretir. Düğüm çözmez, kör düğüm doğurur, çatışma çıkarır ve toplumu böler.
Başbakan önceki gün İspanya’dan düzeni sarsacak bir “füze” gönderdi.
Türban konusunu anayasada çözme niyetlerini açığa vururken türbanın da “siyasal simge” olduğunu dolaylı biçimde kabul etti.
Türbanın siyasal simge olarak kullanılsa bile yasaklanamayacağını savundu. Oradan yola çıkarak da “Siyasal simge taşımak neden suç olsun?” diye hesap sordu.
Oysa türban tek başına ne siyasal simgedir, hatta ne de dini simgedir.
Dinci siyasetin simgesidir!
Siyasi simge, parti amblemi veya rozetidir. Onunla kalabalığa girseniz de bölünme yaratmazsınız. Ama siyaset amaçlı dini simge öyle değildir.
Onunla din duygularını istismar etmekle kalmazsınız, ötekileştirdiğiniz insanları rencide edersiniz.
Parti rozetinin mesajı yoktur ama din sömürüsüne dayanan siyasetin simgesi olan türbanın mesajı vardır.
Halkı korkutmayın...
Türban üstünden siyaset yapanlar “Nüfusunun yüzde 99’u Müslüman” denilen bu ülkede türbanı “Ben Müslümanım. Benim gibi olmayanlar Müslüman değil” iddiasının malzemesi olarak kullanıyor.
Bu mesaj, çalışanların kıyafetleri ile kamu kurumlarından dışarı yansırsa din ve devlet işlerinin ayrılması ilkesine dayanan laiklik ağır yara alır. Okula girmesi ise laik eğitimin sonu olur.
Başı bağlı kadına kimsenin itirazı yok. Herkes istediği gibi giyinip istediği kadar örtünüyor. Ama “Başını bağlayan Müslüman, bağlamayan Müslüman değil” fesadına karşı rejim elbette kendini koruyacaktır.
Daha birinci günden anlaşıldı ki, üniversitedeki türban yasağının kaldırılması kamuda zaten delinmiş olan yasağın eleğe dönmesi sonucunu da beraberinde getirecektir.
Laik rejimin tehlikeye girdiği korkusunu toplumda uyandırmanın kimseye yararı yoktur.
Önce dinle, anla...
AKP birinci iktidar döneminde bu yüzden sabırlı davrandı ve uzlaşma aradı.
Şimdi ne değişti?
Gözünü karartamasının nedeni son seçimde oylarını yüzde 47’ye yükseltmesi ise, tehlike sandığımızdan vahim demektir. Çünkü Tayyip Erdoğan’ın 14 yıl önce sarfettiği fakat “değiştim” dediği için unutmaya çalıştığımız o ünlü sözleri ister istemez aklımıza gelecektir:
“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, laiklik elden gidiyor. Bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu!”
Başbakan durup yeni bir değerlendirme yapmalıdır.
Simge kullanma hakkı sadece kadınların tekelinde olamayacağına göre erkeklere de fes ve sarık takma özgürlüğü mü tanınacak?
“Özgürlüğün anlamını bir ben bilirim” demek megalomanlıktır.
İktidar, yargının ve üniversitenin türbana niçin karşı durduğunu anlamaya çalışmalıdır!
Fes de simge!
Haberin Devamı

