Fatura millete

Tüpraş'ın yüzde 14.76'lık hissesinin İsrailli iş adamı Ofer'e satışını İdare Mahkemesi iptal etti. Bu karar, iktidara gelince padişah yetkilerine sahip olduklarını zanneden acemi siyasetçiler dışında kimse için sürpriz olmamıştır...

Haberin Devamı

Tüpraş'ın yüzde 14.76'lık hissesinin İsrailli iş adamı Ofer'e satışını İdare Mahkemesi iptal etti.

Bu karar, iktidara gelince padişah yetkilerine sahip olduklarını zanneden acemi siyasetçiler dışında kimse için sürpriz olmamıştır.

İdare Mahkemesi'nin ortaya koyduğu iptal gerekçelerini sekiz ay önce VATAN, satışın usul ve ahlâk seyrine bakarak yazmıştı.

Mahkeme satışın gizli yapılmasını "aleniyet ilkesine ve rekabet kurallarına aykırı" bulmuştur.

Yine mahkemeye göre Tüpraş hisseleri o tarihte 20.09 YTL'ye satılabilecekken Ofer'e 15.40 YTL'den devredilmiştir.

Kararı Danıştay da onaylarsa Özelleştirme İdaresi'nin, o tarihte ödediği 446 milyon doları Ofer'e vererek hisseleri ondan geri almak isteyeceği belirtiliyor.

Hisseler elinde duruyor olsa bile Ofer bu çağrıya uyar mı?

Hisseleri elinden çıkardıysa, borsadan tekrar toplar mı?

Geçen yıl devletten 446 milyon dolara aldığı hisseleri şimdi borsadan toplamak, bugünkü fiyatla Ofer'e 582 milyon dolara mal olacaktır. Acaba geceyarıları buluşup görüşecek kadar kendisine yakınlık gösteren Başbakan ve Maliye Bakanı'nı kurtarmak için 136 milyon doları feda edecek midir?

Aslında bu 136 milyon dolar milletin parasıdır. Ama şu anda Ofer'in kazanç hanesinde durması onun ayıbı mı? Değil... Bir iş yapmış ve kazanmıştır.

Her durumda kaybeden Türkiye olacaktır.
İptal kararı uluslararası piyasalarda Türkiye ile iş yapmanın risk primini büyüteceği için Ofer hisseleri geri verse de, üstüne yatsa da faturayı millet ödeyecektir.

Bu haksızlık, bu sorumsuzluk ne zaman sona erecek diye soracak olursanız...

Siyasetin hukuk ve ahlâk algılamasında bir mucize beklemediğimize göre iki zayıf ihtimal var:

Ya balık kavağa çıkınca veya milletvekili dokunulmazlıkları kalkınca!

Reform ümidi
Başbakan'ın dünkü grup konuşmasını izleyenler fark etmiştir...

Hamasi dokusu hayli yüksek olan uzun konuşma en çok alkışı, erken seçimle ilgili bölümünde aldı.

"Bizden erken seçim kararı bekleyenler boşuna heveslenmesinler. Türkiye'nin erken seçim derdi yoktur" deyince AKP milletvekilleri "Türkiye seninle gurur duyuyor" diye bağırarak liderlerini ayakta uzun süre alkışladılar.

Bu görüntü bazı çevrelerde AKP'nin sanılanın aksine seçimden dehşetli korktuğunun delili gibi algılandı. Ama bu değerlendirme hatalıdır.

Anketler iktidar partisinin bir erken seçimde eski gücü ile tekrar geleceğini gösteriyor. Yani korkan, birey olarak milletvekilleri olabilir ama parti tüzel kişiliği olamaz.

Milletvekillerini korkutan da, aday listelerini ve sıralamayı yapan liderin kendilerini seçip seçmeyeceğinden ve şanslı bir sıraya koyup koymayacağından emin olmamalarıdır.

Bu korkuyu hayırlı bir sonuç almanın motoru olarak kullanmak mümkün olabilir mi acaba?

Adayları belirleme yetkisini liderden alıp parti üyelerine devreden gerçek bir demokratik reform ne iyi olur!

DİĞER YENİ YAZILAR